Kırık Diş Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kırık diş tedavisi, hayatımızda hemen hemen bir kez dahi olsa yaptıracağımız bir diş tedavisidir. Kuşkusuz ki dişlerimiz, estetik görüntümüz açısından çok önemlidir. Rengi, duruşu ve boyutlarına ek olarak çatlak yada ucundan kırılmış olmaması da yine estetik görüntüyü tamamlayacaktır. Ancak; oldukça sağlam olan dişler, çeşitli sebeplerle kırılabilir, çatlayabilir ve hatta yerinden sökülebilir. Bu gibi durumlarda ise kırık diş tedavisi seçeneklerini değerlendirmeli ve en iyi çözüm önerilerini uzman diş hekimlerinden almalıyız.

Diş Kırıklarının Sebepleri Nelerdir?

Yetişkinlerde, çocuklarda ve sporculardasık sık görülebilen diş kırılması, olağan bir durum olmakla birlikte “bazı diş ve diş eti sorunlarının da göstergesi” olabilmektedir. Kırık dişlerolgusunda dişin nasıl kırıldığı, ne kadar kırıldığı ve nerden kırıldığı önemli bulgular olabilmekte ve kırık diş tedavisiseçenekleri arasında yer alan tedavi yöntemlerini doğru seçebilmeyi sağlayabilmektedir.

– Sert bir cismi ısırmak
– Dişlerin üstüne düşmek
– Çürük varlığı
– Dişte aşınmalara sebwep olabilecek durumların varlığı
– Künt bir cisimler ağza darbe almak gibi çeşitli sebeplerle kırık dişolgusu ile karşılaşabilmekteyiz.

Kırık Diş Ağrır Mı?

Kırık dişin ağrıyığ ağrımaması, kırıldığı yer ile doğrudan ilgilidir. Çoğunlukla dişte ağrı ve sızı oluşturan diş kırıkları, genelde dip kısımlarda görülür. Fiziksel görünüm ve kırığın dili rahatsız etmesi haricinde genel olarak diş kırıklarının olumsuz bir yönü yoktur. Ancak; dişin içerisinde yer alan sinirlere herhangi bir müdahale olursa (sıcak- soğuk) bu durumdadiş ağrısı veya sızlaması görülebilmektedir. Aralıklarla gelen ağrı dalgaları olarak nitelendirilen kırık diş ağrıları, geçici olabileceği gibi kalıcı da olabilir. Zira; çiğneme esnasında kırılan dişin olduğu kısımda baskı ve basınç olduğu için diş ağrısı görülebilir.

Kırık Diş Tedavisini Geciktirmeyin

Diş kırığını evde tedavi etmek mümkün olmamakla birlikte gerekli malzemeleri de bulmak zaten zor olacaktır.

Dişin dış görünümünde belli belirsiz kırık ve çatlaklarda ağrı ve hassasiyet oluşabilmektedir. Sürekli bir diş ağrısına dönüşebilen bu diş kırıkları, diş sinirlerine ve dişi besleyen kan damarlarına olumsuz etki ettiği için bu negatif semptomları tetikleyebilmektedir. Bu nedenle, diş hekimine gitmeli ve kırık dişi “kozmetik ve tıbbi gereçlerle” düzelttirmelisiniz.

Kırık diş tedavisi için doktorunuza gitmeden önce diş kırığı olan bölgeye soğuk pres uygulayabilir ve ağızdaki şişliği minimum derecede tutabilirsiniz. Eğer ki, kırılan diş parçanızı bulduysanız eczaneye giderek diş dolgusu alabilir ve dişinizin canlılık süresini uzatabilirsiniz. Diş kırığından sonra yaşanacak kanamalar içinde tampon yapmalı ve diş hekiminize gitmelisiniz.

Kırık Diş Tedavisi Nasıl Yapılır?

Dişiniz kırıldıysa ve dişinizle ilgili “ağrı, üşüme” gibi negatif semptomlar da yaşıyorsanız ilk fırsatta diş hekiminize gitmeniz uygun olacaktır. Diş kırığının sebebini araştıran diş hekiminiz, sizin için en iyi tedavi seçeneğini belirledikten sonra diş kırığınızı tedavi edecektir. Zira; diş kırığının kavite yani diş çürükleri oyuklarından kaynaklanıp kaynaklanmadığına ek olarak kırığın sinirlere ulaşıp ulaşmadığına da bakılarak tedavi planı yapılabilecektir.

Diş Çatlakları

Diş çatlakları da diş kırılması olarak değerlendirilir ve ilerde tamamen kopması göz önünde bulundurularak tedavi edilir. Diş çatlamasının çeşitlerine göre ise kırık diş tedavisi uygulamaları yapılır.

Küçük çaplı diş çatlakları

Dişte ince bir çatlak izi söz konusu ise bu çatlağın türü küçük çaplı diş çatlaklarıdır. Enamel adı verilen diş yüzeyinde görülen küçük çaplı diş çatlakları, yüzeysel çatlaklar olarak değerlendirilir ve tedaviyi zorunlu kılmaz. Herhangi bir şikayete sebep olduğunda ise yüzeysel çatlaklar çeşitli yöntemlerle yok edilebilir ve cilalanabilir.

Ortadan ikiye bölünen diş çatlakları

Genelde azı dişlerde meydana gelen “ortadan ikiye bölünen diş çatlakları”, dolgu malzemeleri ile tedavi edilen diş kırıklarındandır. Dişin üst kısmından başlayan ince bir çizgi halinde olabilen bu çatlaklar, ileriki aşamalarda ortadan ikiye ayrılmaya da sebep olabilir. Dişin taç kısmının korunmasını gerekli kılan kırıklar arasında gösterilen bu kırık tipi, ilerde çürüklere de sebebiyet verebilmektedir. Eğer ki pulpa bölgesi zarar gördü ise kanal tedavisi de sonuç vermeyecek, başka tedavi seçeneklerini denemek gerekecektir.

Diş ucu kırıkları

Hayatımızda hemen hemen bir kez dahi olsa dişimizin ucu mutlaka kırılmıştır. Küçük çaplı diş kırıkları arasında yer alan diş ucu kırıkları, genelde tedavi gerektirmemektedir. Ancak, görünümü bozan diş ucu kırıkları için dolgu tedavileri uygulanabilmektedir.

Diş kenarı kırıkları

Ağrı sızı açısından problem oluşturmayan diş kenarı kırıkları, genelde azı dişleri etkiler. Dişin taç tabakasının hasar gördüğü bu kırılmalarda bazen dolgu gerekebilmektedir.

Ciddi diş kırıkları

Dişin sinirlerini uyarabilecek kadar derinlere ulaşabilen ciddi diş kırılmaları, genelde kanama ile sonuçlanır. Kanal tedavisini gerektiren bu diş kırıklıklarının tedavisi esnasında dişin taç tabakası tamir edilecektir.

Diş çürüğüne bağlı kırıklar

Çürüğün sebep olduğu diş kırılmalarında dişlerin çoğunlukla kurtulması mümkün değildir ve diş çekimi ile sonuçlanır. Dolgu, kanal tedavisi ve porselen kaplama gibi tedavi seçenekleriyle diş çürüğüne bağlı kırıklar düzeltilebilmektedir.

Diş kırıklarının tedavisi için diş kırığının boyutu, derecesi ve nerede olduğunun önemli olduğunu az önce vurgulamıştır. Arka bölgelerde yer alan kırık dişlerin tedavisi ise ön dişlere nazaran daha da farklılık gösterecektir. Zira; arkadaki bir azı dişinin kırılması sonucunda porselen kaplama yapılması gerekebilir.

Diş çürümesi yada dolgunun yerinde durduğu ancak dişin kırıldığı durumlarda istinasız diş çekimi gerekecektir. Reimplante dişin bulunamaması, çürük diş kayıpları, periodontititis, imfalamatuar nedenlerle diş anatomik ve fzyolohij işlevselliği bozulması sebebiyle tedavi seçenekleri de sınırlandırılacaktır. Bu gibi durumlarda ise çene kemiğine implante edilecek krom kaplamalı diş implantları tercih edilebilir. İmplant tedavisi dışında ise köprü protez kaplama uygulamasına da başvurulabilir. Sağlam dişlerin kesilmesi, yontulması ve üzerinden geçirilecek köprü protez kaplama uygulaması ile kayıp olan dişin yeniden muadil olacak şekilde o bölgede konumlandırılması sağlanabilir.

Kırık Diş Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Kırık bir dişin tedavi süresi; hastaya, yapılacak olan işleme ve hekime göre değişiklik gösterecektir. Diş etinde herhangi bir iltihaplanma yada aşırı bir kanama söz konusu ise gerekli tedavilerin sağlanıp daha sonra kırık diş tedavisi planlanması diş hekimi tarafından önerilebilir.

Basit bir kırık dişi 20 ila 30 dakika gibi bir sürede tedavi edilebilirken “kökten kırılmış, ağrılı” dişlerin tedavi edilmesi ise 1 saat sürebilmektedir. Ancak; az önce de belirtildiği gibi kırık dişe yapılacak olan işlemlere ( kanal tedavisi vb.) göre tedavi süresinde değişiklikler gözlemlenebilir.

Kırık Diş Tedavisi Ücretleri Ne Kadar?

Diş tedavilerinde kırık diş tedavisi, çeşitli teknikler içermekte ve dişin yeniden konumlandırılması ve estetik görünüme kazandırılmasını amaçlamaktadır. Kaplama, dolgu ve kanal gibi çeşitli tedavi seçenekleriyle yeniden düzenlenen kırık dişler, bazen çekiledebilir. Bu nedenle, kırık diş tedavisinde çeşitli teknikler kullanılacağı için fiyatlarda değişiklik gösterebilmektedir. Kırık diş tedavisi fiyatlarıhakkında en net bilgiyi diş hekiminizin muayenesinden sonra alabilir ve tedavininiz için ne kadar ödeyeceğiniz bilgisine hemen ulaşabilirsiniz.

Hızlı Ortodonti (Hızlandırılmış Ortodonti) Tedavisi

Hızlı ortodontik tedavi çeşitleriyle artık diş ve diş etindeki tüm problemleri, kısa sürede çözmek ve harika gülüşlere yeniden kavuşmak mümkün. Dişlerde meydana gelen en ufak bir problemde gülüşümüz dahi olumsuz etkilenirken; ağız içi, sindirim sistemi gibi vücudumuzdaki diğer işleyişlerde de problemler baş göstermeye başlayabilir. Bu nedenle; sadece gülüşümüz için değil, sağlığımızın da tehlikeye girmemesi açısından dişlerimize iyi bakmalı ve var olan diş problemlerini de çözüme kavuşturmalıyız. Yüz estetiğini de ciddi manada etkileyen diş problemlerinin çözümü ise hızlandırılmış ortodonti yöntemleriyle kısa sürede yapılabilmektedir. Gelişen teknolojiler ve tıptaki gelişmelerle birlikte hızlı diş teli tedavisi ve diğer ortodontik tedaviler, size özel seçenekler değerlendirilerek tasarlanır ve uygulanır. Hızlı ortodonti nedir, kısa sürede ortodontik tedavi nasıl yapılıyor, en iyi hızlı ortodonti yöntemleri nelerdir gibi birçok sorunun yanıtını bulabileceğiniz bu içerikte hızlandırılmış ortodonti tedavi fiyatları ile ilgili detaylı bilgilere de ulaşabilirsiniz.

Hızlı Ortodonti Tedavisi Nedir?

Çenede ve dişlerde meydana gelen şekil bozukluklarından dolayı kaynaklanan diş ve ağız problemleri, kişilerin hem sosyolojik hem de psikolojik yaşantısını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Kişileri daima somurtkan olmaya iten ağız ve diş problemlerinin çözümlenmemesi sonucunda başta estetik dışı görünümler, ağız içi enfeksiyonları, sindirim sistemi hastalıkları vb. gibi sorunlarla karşılaşmak mümkün olmaktadır. Bu nedenle, ortodontik tedavi seçeneklerini değerlendirmeli ve ortodontik hastalıkların çözümlenmesi sağlanmalıdır.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte ortodonti tedavi seçeneklerinde gelişmeler yaşanmış ve tedaviler daha kısa süreli sonuçlandırılmaya başlanmıştır. Kısa sürede ortodontik tedavi şansının doğması ise ortodonti hastalarıve doktorlarını memnun etmiş ve hastaların ortodonti problemlerinin çözümlenmesine ön ayak olmuştur.

Ortodontik Hastalıkların Sebeplerini Keşfederek Tedavi Planı Oluşturulmalı

Bebeklik döneminden yaşlılık dönemine kadarki geçen süre içerisinde ortodontik hastalıklarla karşılaşmak daima mümkündür. Örneğin;

– Parmak emmek

– Erken yâda geç süt dişi kaybı

– Yalancı emzik yâda biberon kullanımı, bebeklik ve çocukluk döneminde ortodontik hastalıkların çıkışını tetikleyebilmektedir. Bu nedenle; ortodontik hastalıkların başlangıç aşamasını iyi değerlendirilmeli ve zaman geçmeden hemen tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir.

Ortodontik Tedavinin Hızlandırılması Mümkün Mü?

Çene yâda dişlerde yaşanabilecek en ufak bir problem dahi; kişinin yemek düzeninden sosyal konumuna kadar tüm düzenini sekteye uğratabilir. Baş ağrısı, nefes alamama gibi çeşitli şikâyetlere de sebep olabilen ortodontik hastalıkların tedavisinin yapılması ve belirli dönemlerle kontrollere tabi tutulması gerekmektedir.

Gelişen teknolojiyle birlikte ortodonti hastaları artık kısa sürede ortodontik tedavilerinin sonuçlarını alabilmekte ve istedikleri gibi diş ve çene yapısına kavuşabilmekteler. Bu nedenle; tedavilerin uzunluğundan yakınan ve ücretler konusunda problem yaşayan ortodonti hastaları; artık tedavilerini yarıda bırakmıyor ve sağlıklı bir çene & ağız yapısına kavuşuyorlar.

Ortodonti Tedavisinin Hızlandırılması Nasıl Sağlanıyor?

Kişilerde var olan diş ve çene problemlerinin çözüme kavuşturulması için ortodonti tedavi seçenekleri bulunuyor. Bu tedavi seçenekleri ise ortodonti hastalarının mevcut durumuna, sağlık koşullarına ve tedaviye ek desteğin gerekip gerekmeyeceğine göre değişiklik gösteriyor. Estetik diş ve çene görünümüne “beklemeden” kavuşmak isteyen ortodonti hastaları ile son yıllarda oldukça popülerleşen hızlı ortodonti çeşitlerine rağbet göstermekte ve ortodonti uzmanlarıyla birlikte tedaviye hemen başlamaktadır. Zira; Piezocision gibi ortodontik tedavi uygulamaları ile kısa sürede sonuç alabilmek mümkün iken estetik gülüş tasarımını erken dönemde yapmakta mümkün olabiliyor.

Kişiye özel olarak planlanan ortodontik tedaviler genel olarak lokal anestezi altında yapılıyor. Diş etlerine minik cerrahi müdahalelerin yapılması esasına dayanan ortodontik tedavilerin süresi ile 10 dakika kadar sürüyor. Hızlandırılmış ortodontik tedaviler kapsamında yapılan titreşimli ultrasonik dalgalar yayabilen cihazlar ile klasik ortodonti tedavisi 1 yıl sürebilecek iken 7 aya kadar tedavi süresi elde edilebilmektedir.

Hızlandırılmış Ortodontik Tedavi Sürecinde Nelere Dikkat Etmek Gerekiyor?

Klasik ortodonti tedavilerinin uzun sürmesi sebebiyle ortodonti hastalıkları gitgide ilerlemekte ve kişilerin ağız ve çene sağlığını bozmaktaydı. Ancak; hızlandırılmış ortodontik tedavi programları sonrasında çene ve diş bozukluklarından mustarip olan kişiler; kısa sürede istediği sonuçları elde edebilecekleri için tedaviye başlıyor ve yarıda kesmiyorlar. Böylece, sağlıklı bir diş ve ağız yapısı için ortodonti hastaları, tedavilerini aksatmadan bitirebiliyorlar. Ancak; hızlandırılmış ortodonti tedaviye başlamak isteyenlerin bazı konularda bilinçlenmesi gerekiyor.

– Sağlıklı diş ve ağız yapısı için “süre” değil, “sabır” önemli.

Ortodonti uzmanları, kişinin ideal ağız ve diş yapısı için tedavileri önerirken çok yönlü düşünmektedir. Ancak, hastalar “ dişlerinin bir an önce estetiksel görünüme “ kavuşması için sabırsızlanmakta ve doktorun önerilerini göz ardı etmekteler. Bu nedenle, ortodonti uzmanlarının sizin için önerebileceği yöntemlerle ortodonti tedavilerinizi yaptırmanızı öneriyor ve doktorunuzun önermediği tekniklerle tedavi olmayı istememenizi rica ediyoruz.

– Hızlı ortodonti tedavi seçenekleri size uygun mu?

Normal bir hastalıkta dahi tedavilerin, herkese uygun olmayacağını biliyor ve kabul ediyoruz. Ancak; hızlı ortodonti tedavi seçeneklerinin bazı hastalara uygun olmadığını ne yazık ki anlatmak pek mümkün olmayabiliyor. Örneğin; piezocision hızlandırılmış ortodonti tedavisi uygulaması, bazı kişiler için uygun bir tedavi yöntemi değildir. Zira; ağız içi kemik yapısının yeterli olması gereken piezocision tedavisi için çene tomografisi değerlendirilir ve hastanın uygunluğu sorgulanır. Bu nedenle; sizin için en iyi tedavi programlarını doktorunuz belirlemeli ve uygulamalı.

Hızlandırılmış Ortodontik Tedavi Sürecinde Hızlı Diş Teli Tedavisi

Diş teli taktırmak; herkesin “estetik kaygı” sebebiyle ertelediği bir durum olsa da artık kısa süren ortodonti tedavileri sayesinde kişiler, diş teli tedavilerini ertelememektedir. Klasik yöntemlerle yapılan diş tedavilerini geride bırakan hızlı diş teli tedavisinde fastbraces yöntemi tercih edilmekte ve diş teli tedavi süresini oldukça kısaltmaktadır. Kişiden kişiye farklılık gösteren fastbraces yönteminde 10 ila 12 ayda ideal sonuçların alındığını ise söylemek mümkündür. Birçok ortodontik vakaların tedavisinde kullanılan fastbraces diş teli ile tedavinin ilk haftalarında dahi ciddi düzelmeler görülebilmektedir.

Şeffaf diş teli olarak da bilinen fastbraces diş teli; hem yetişkinlerde hem de çocuklarda kolay uygulanabilen bir tedavidir. Süt dişlerinin tamamını döken çocuklarda kullanılabilen fastbraces yöntemiyle, çocuklarda ortodontik sorunlar kısa sürede çözüme kavuşturulabilmektedir. Alt & üst çenede yapısal bir sorunu olmayan, diş eti sorunu olmayan ve dişlerin kapanmasında etkili olan iskelet kaynaklı bozukluk olmayan kişilerde fastbraces yöntemi kolaylıkla uygulanabilmektedir.

Hızlı Diş Teli Tedavisi ( Fastbraces Diş Teli) Sonrası Süreç Nasıl İlerliyor?

Hızlı diş teli tedavisidenilince akla ilk gelen yöntemlerden olan fastbraces diş telisonrası süreçte istenen sonuca ulaşmak oldukça kısa sürecektir. Fastbraces yönteminin yapılmasından sonra diğer ortodontik tedaviler de kolay yapılabilmektedir. Dişlerin formunu koruması ve dişlerde herhangi bir oynamama olmaması amacıyla yapılan bu destekleyici tedaviler, pekiştirme döneminde yapılmaktadır. Öndeki kesici ve köpek dişlerinin iç kısmına sabit bir tel yakılması ile başlayan bu destek tedavi, hastaya hiçbir şekilde rahatsızlık hissi vermemektedir. Şeffaf diş telinin de tercih edilebileceği bu dönemde hazırlanan bu diş telinin “geceleri çıkarılmadan kullanılması” önemlidir.

Hızlı Ortodonti Tedavisi Fiyatları Ortalama Ne Kadar?

Hızlandırılmış ortodonti tedavisi ücretleri; yapılacak bölgeye, kişiye, doktorun uygulayacağı diğer tedavi yöntemlerine göre değişiklik gösterebilmektedir. Bu nedenle; doktorunuzla görüşmeli ve size en uygun tedavi seçenekleri göz önünde bulundurularak hızlı ortodontik tedavi fiyatlarıbelirlenmelidir.

Dolgu Tedavisi ve Çeşitleri

Diş dolgusu tedavisi ve çeşitleri, teknolojik gelişmelerle birlikte çeşitlenmiş ve birçok diş hekimi tarafından geliştirilmiştir. Zira, ağız ve diş sağlığı, kuşkusuz hepimiz için önem arz etmektedir. Sağlıksız bir ağız ve diş yapısı sebebiyle sindirim sistemi başta olmak üzere vücudumuzdaki diğer sistemlerin işleyişinde de problemler yaşanabilmekte ve sağlığımız tehlikeye girebilmektedir. Bu nedenle; ağız ve diş sağlığımıza önem veren diş hekimleri, diş dolgusu tedavisive çeşitlerialanında bizlere hizmet vermekte diş eti yâda dişlerdeki tüm problemlerimizi en kısa sürede en iyi tedavi seçeneği ile çözüme kavuşturmaktadırlar. Dişlerde çürüme, kırılma, zayıflama gibi çeşitli yapısal problemlerde ise diş dolgusu tedavisi yaptırmalı ve dolgularımızı düzenli olarak kontrol ettirmeliyiz.

Diş Dolgu Tedavisi Nedir? 

Ağız ve diş sağlığını korumak amacıyla gerçekleştirilen diş uygulamaları arasında yer alan diş dolgusu tedavisi, dişlerde yapısal problemlerin çözüldüğü bir tedavi şeklidir. Örneğin; dişlerde biriken yiyecek artıkları ve çeşitli mikroplar sert diş dokusunun erimesine sebep olur ve dişte çürümelere neden olur. Bu durumda ise kişide ağrı hissiyatı oluşur ve beraberinde ciddi sorunlar da görülebilir. İşte bu gibi durumlarda çürüyen dişin ne durumda olduğu dişçi tarafından kontrol edilir ve diş dolgusu ile diş kurtarılabiliyor ise dolgu tedavisi yapılır. Bu nedenle; diş dolgusu tedavileri; dişleri kaybetmeden dişleri yenilemek amacıyla yapılan tedaviler arasında yer alır.

Diş Dolgusu İşlemine Hangi Durumlarda İhtiyaç Duyulur?

– Dişlerde hassasiyete ve ağrıya sebep olabilen diş çürüklerinin giderilmesinde ve dişteki hassasiyetin yok edilmesinde diş dolgusu işlemine başvurulur. Diş üzerinde çürümüş alanların tespit edilmesi ile başlayan çürük diş dolgu tedavisi, çürük alanların “dolgu malzemeleri” ile yeniden düzeltilmesi esasına dayanır.

– Çürük tedavisinin aksine diş dolgu tedavisi; tırnak yeme alışkanlığı, diş sıkma yâda gıcırdatma, sert besin yeme gibi durumlar sonrasında kırılan yâda çatlayan dişleri, tekrar estetiksel görünüme kavuşturmak için de tercih edilebilir.

Diş Dolgusu Tedavisi Nasıl Yapılır?

Diş dolgusu tedavileri, basit ve genellikle hastayı ağrı vb. açıdan rahatsız etmeyecek tedaviler arasında yer almaktadır. Diş dolgusu tedavisinin nasıl yapıldığına dair, herkes büyük endişe yaşasa da aslında endişeyi gerektirecek bir durum yoktur. Diş dolgusunun nasıl yapıldığını ise aşağıda daha detaylı olarak sizler için anlattık.

Diş Çürüklerinin Temizlenmesi

Dişin kırılması, çatlaması veya çürümesi durumunda yapılan diş dolguları, genelde diş çürüklerinin temizlenmesi ile başlamaktadır. Diş çürüğünün sebep olduğu durumları ortadan kaldırmak amacıyla yapılan bir diş dolgusu tedavisi, kuşkusuz diş çürüklerinin temizlenmesiyle başlayacaktır. Çürük bölgesinin temizlenmesi esnasında hiçbir ağrı hissiyatı oluşmayacağı gibi kanama vb. gibi durumlarla da karşılaşılmayacaktır. Dişleri temizlemek için kullanılan cihazlar ile kolaylıkla giderilen diş çürüklerinin bulunduğu alanlar sterilize edilerek diş dolgusuna hazır hale getirilir.

Diş Dolgusunun Yapılacağı Alana Kimyasalın Enjekte Edilmesi

Diş üzerinde yâda çevresinde bulunan çürüklerin arındırılmasından sonra dolgu yapılacak kısımlara kimyasal dolgu malzemesinin enjekte edilmesi işlemine geçirilir. Ardından ise çürükten kalan boşluğa kimyasal dolgu malzemeleri doldurulur ve son aşamaya geçilir.

Dişin Yapısına Göre Dolguyu Şekillendirme

Doktor ve dişçinin seçtiği dolgu malzemesinin temizlenen bölgeye yerleştirilmesinden sonra o bölgeyi kapatacak şekilde işlem yapılır. İçerisinde yemek artığı başta olmak üzere çeşitli şeylerin girmemesini engelleyecek düzeyde kapatılan diş boşlukları dişin yapısına uygun olacak şekilde traşlanır ve cilalandıktan sonra, işlem bitirilir.

Diş Dolgusu Çeşitleri Nelerdir? 

Diş dolgusu çeşitleri arasında en iyi diş dolguları ve çeşitlerini doktorunuzdan öğrenebilir ve isteğinize göre diş hekiminizin o dolgu çeşidi ile çalışmasını isteyebilirsiniz.

Amalgam

Çinko, gümüş ve çinko başta olmak üzere içerisinde %50 cıva bulunduran Amalgam, diş dolgusu çeşitlerinden birisidir. Genel olarak hastanın arka kısımdaki dişlerine dolgu yapılması gerektiğinde kullanılan amalgam dolgu malzemesi, en sık tercih edilen dolgu çeşididir. Ucuz olması ve kullanım ömrü 5 ila 7 yıl arasında değişmesi ise elbette Amalgam dolgusunu ön planda tutmaktadır. Cıvaya karşı alerjisi olan hastalara önerilmeyen Amalgam dolgusu, genel olarak ön dişlere kullanılmayan bir dolgu çeşididir.

Amalgam dolgusu fiyatları, çeşitli hastalar için uygun olarak değerlendirilmektedir. Ancak; amalgam dolgusunun kesin bir ücreti yoktur. Hastaneye, kliniğe, diş hekimine, ve şehre göre dolgunun fiyatı değişiklik gösterebilir.

Porselen

Altın, seramik ve kompozit gibi maddelerden yapılan porselen, diş dolgusu çeşitleri arasında en sık tercih edilen 2.dolgu çeşididir.  Daha sık dişlerin uçlarında kullanılan porselen dolguları, laboratuvar koşullarında yapılmaktadır. Dişi onarmak ve diş estetiğini sağlamak için tercih edilen porselen dolguların ömrü, hastaya göre değişiklik gösterebilmektedir.

Amalgam dolguya nazaran biraz daha pahalı olan porselen dolgular, estetik görünüm elde etmek için ideal bir seçenektir. Porselen dolgusu ücretleri ise diş hekimine ve yapılacak bölgeye de değişiklik gösterecektir.

Kompozit

Minik cam parçaları ve plastik karışımlardan elde edilen kompozit dolgu, orta maliyetli bir dolgu malzemesidir. Dolgu bölgesinin ölçümünün alınması sonrasında hazırlanan kompozit dolgular,  genellikle ön kısımdaki dişler için kullanılmaktadır. Porselen kadar maliyetli olmayan kompozit dolgu fiyatları, yapılış yerine, diş hekimine, diş sayısına göre değişiklik gösterebilmektedir.

Diş Dolgusu Tedavisi Öncesinde Neler Yapılır?

Herhangi bir tedavi girişiminden önce kuşkusuz hastanın mevcut sağlık durumu değerlendirilmeli ve tedaviyi riske atacak bir durum var mı diye sorgu yapılmalıdır. Diş hekiminizde diş dolgusu tedavisi öncesinde çeşitli işlemler yaparak sizi ve işlem alanını değerlendirilir ve işlemi yapıp yapamayacağına karar verir.

Hasta Kontrolü

Dolgunun yapılabilmesi için kuşkusuz ki hastanın ağız içi ve diş sağlığının kontrol edilmesi gerekmektedir. Diş yada diş etlerinde herhangi bir enfeksiyon belirtisinin olması, diş dolgusunu yapmama ile sonuçlanır. Bu nedenle, hastada herhangi bir enfeksiyon var ise diş dolgusu ertelenir. Ayrıca; hastanın kronik rahatsızlıkları da alınmalı ve diş dolgusuna engel olabilecek hastalıklara sahip olan kişilere dolgu işlemi yapılmamalıdır.

Hastayı Tanıma

Dolgu malzemelerinin içerisinde bulunan bileşenlere karşı alerjik bir bünyeye sahip olan kişilere dolgu işlemi yapılmamalıdır. Aksi halde, istenmeyen sonuçlar ile karşılaşılabilir. Bu nedenle, dolgu işlemi öncesinde hastanın alerjilerini öğrenmeli ve sorgulamalıyız.

Genel Ağız ve Diş Kontrolü

Diş dolgusu tedavisine başlamadan önce diğer dişlerinde sağlıklı olup olmadığı tespit edilmelidir. Zira; bir dişin çürümesine sebep olabilen diğer diş çürüğü de olabilir. İlerde sorun çıkarmaması adına tüm diş çürüklerinin temizlenmesi, diş hekimi tarafından önerilebilir.

Diş Röntgeninin Çekilmesi

Diş dolgusunu yapmadan önce doktorunuz dişinizin röntgenini görmek isteyebilir. Dişin ne durumda olduğu hakkında bilgi veren diş röntgeni ile diş çürüğünün derecesi, köklerin durumu ve dişle ilgili diğer durumlar hakkında bilgi edinilebilir.

Diş Dolgusu Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çürüyen, kırılan ya da çatlayan dişi yeniden eski sağlıklı formuna dönüştüren diş dolgusu tedavisi sonrasında dişlere iyi bakılmalı ve tekrar çürüklere sebep olabilecek durumlardan kaçınılmalıdır. Diş dolgusu sonrası nerelere dikkat edilmeli sorunun yanıtları aşağıdaki gibidir:

– Diş dolgusu sonrasında belirli bir süre yemek yememeli ve diş zorlanmalıdır. Zira; yapılan dolgunun dişle bütünleşmesi ve dişe tutunması için belirli bir süre geçmesi gerekir. Bu nedenle; dolguya zarar verecek başta yemek yeme olmak üzere diğer durumlardan da kaçınmak gerekmektedir.

– Diş dolgusu sonrasında sigara tüketmek ise bir süre ertelenmelidir.

– Ağız ve diş sağlığı açısından olmazsa olmaz diş bakımı, diş dolgusu sonrasında yemek yenildikten sonra hemen yapılmalıdır.

– Diş ve ağız sağlığının korunması ve kontrol edilmesi içinse 6 ayda 1 olmak üzere diş hekimine gitmeli, diş dolgunuzun ne durumda olduğunu öğrenmelisiniz.

– Çok sıcak yâda çok sıcak gıdalardan uzak durmalı ve dolgunuza iyi bakmalısınız.

– Diş gıcırdatma gibi hastalıklarınız var ise diş dolgusu sonrasında diş tahribatını önlemek amacıyla gerekli önlemleri de almalısınız. Geceleri uyurken size özel hazırlanacak diş koruyucularını kullanmalı ve dolgunuzu devamlı diş hekiminize kontrol ettirmelisiniz.

Dolgu Fiyatları Ortalama Ne Kadar?

Diş dolgusu yaptırmak isteyenler; dolgu fiyatlarıkonusunda çeşitli rakamlarla karşılaşabilmektedir. Bunun sebebi ise dolgunun çeşidi, dolgu yapıalcak diş sayısı, diş hekiminin uzmanlığı gibi çeşitli durumların varlığıdır. Diş dolgusu yaptırmak istiyorsanız ilk olarak diş hekiminizi seçmeli ve muayeneye gitmelisiniz. Dişinizi inceleyen diş hekimi, dolgu ücretlerihakkında size en doğru bilgiyi verecektir.

Bonding Uygulaması Nedir? Nasıl Yapılır?

Bonding uygulaması, günümüzde diş estetiğini yeniden sağlamak için yapılan ilave tedavilerdir. Dişin rengini değiştirmeye ek olarak şeklini değiştirmek, boyutlarıyla oynamak yâda bir kusurunu düzeltmek için sıkça tercih edilen bonding yöntemi, hem kadın hem de erkekler tarafından sıklıkla tercih edilmektedir. Diş estetiğini bondingyöntemleriyle yeniden sağlamak, diğer tedavi seçeneklerine nazaran daha iyi sonuçların alınmasını sağlayacaktır.

Bonding Uygulaması Nedir?

Dişlerimiz bizim sosyolojik ve psikolojik halimizi doğrudan etkiler. Zira, gülümsememizi hatta kahkaha atmamızı dahi ciddi anlamda etkileyen dişlerimizde var olan problemler sebebiyle gülümsemekten kaçınırız ve somurtkan bir hale bürünürüz. Diş teli korkusu olan tüm hastalar ise tedavi sürecini geciktirir ve diğer dişlerde de problemlerin oluşmasına sebep olur. Bu sebeple her ne olursa olsun diş ve ağız sağlığınızı korumak için gerekli tedavileri yaptırmanız gerekiyor.

Bonding uygulaması da dişle ilgili olan tüm şikâyetlerde ilave tedavi desteği sağlıyor. Diş aralıklarını kapatmak, diş çürüklerinden kurtulmak ve kırıkları onarmak gibi çeşitli amaçlarla uygulanan bonding uygulaması her yaştan hastaya uygulanabilmektedir. Kompozit malzemelerle birlikte uygulanan bonding uygulaması renkleşmiş dişlerin görünümünü değiştirmek için de tercih edilebilir.

Dişin yarısı olmasa dahi rahatlıkla uygulanabilen bonding dişuygulaması; diş kusurlarının giderilmesini hedefleyen bir uygulamadır. Lekelenmeler gibi çeşitli problemlere sahip olan dişler, bonding uygulamaları sayesinde kötü görünümden arınırlar. Tek seansta ağrısız ve acısız şekilde gerçekleştirilen bonding uygulaması diş teli tedavilerinden sonra da destekleyici uygulama arasında yer alır. Kısacası bonding uygulaması her yaştan birey için uygun bir tedavi yöntemidir. Hızlı ve ekonomik bir uygulama olması sebebiyle de her bütçeden kesime hitap etmektedir.

Bonding diş tedavisi ve diş dolgusu uygulamalarında hasta için uygun olup olmadığı denetlendikten sonra işleme geçilir. Bu nedenle ön muayene esnasında bu tedavi için uygun olup olmadığınız doktorunuz tarafından size bildirilir.

Bonding Uygulaması Nasıl Yapılır? Tedavi Aşamaları Nelerdir?

Dişlerinden memnun olmayan bireyler için en ideal tedavi yöntemlerinden birisi olan bonding uygulaması; ilk olarak diş renginin seçilmesiyle başlar. Diş yüzeyi pürüzleştirildikten sonra dişe uyumlu bir materyal, dişe tutturulur. Hazırlanmış olan bu kompozit ise dişe uygulandıktan sonra lazer ışığı yardımıyla materyalde sertleştirme işlemi yapılır. Yerleştirme sonrasında doktorunuz şekillendirme işlemini yapar ve cilalama uygulamasını tamamlar.

30 ila 60 dakika arasında değişen bir sürede tamamlanan bonding uygulamasının 5-10 sene ömrü bulunmaktadır. Bonding uygulaması sonunda bakım ve temizlik önerileri ise doktorunuz tarafından size verilecektir.

Bonding Uygulaması Tedavisinin Avantajları

Diş kırıklarını tedavi etmekle kalmayan bonding dolgu işlemleri, aynı zamanda gülüş tasarımını da doktorlara ve hastalara sunabilmektedir. Bu sebeple; dişlerdeki problemi ortadan kaldırmanın yanı sıra gülüş estetiğini de sağlayabilmesi açısından bonding uygulamaları, doktor ve hastaları memnun edebilen bir uygulamadır.

Bonding diş tedavisi avantajları:

– Bonding diş uygulaması, diğer estetik uygulamalarına nazaran daha ekonomik bir uygulama olduğu içinde tercih edilmektedir. Diş kırıklıklarının giderilmesi konusunda estetik ve kalıcı çözüm sunabilen bonding diş tedavisinde dişler, doğal diş formunda olduğu için dışarıdan fark edilemez. Gerektiğinde yeniden bonding işleminin o dişe uygulanması ise bu yöntemin avantajlarından birisi olarak kabul edilebilir.

– Yüzeyi ve yapımında kullanılan maddeler sebebiyle dişlerin leke tutmasını da engelleyen bonding, sonrasında dişlerde büyük renk değişimleri asla olmaz.

– Uyuşturmadan yapılan bir tedavi olduğu için anestezi alamayanlarda etkili bir diş tedavisi yöntemidir.

– Kişiden kişiye değişen ve bireye özel bir uygulama gerektiren bonding diş tedavisi ile size yönelik çalışmalar yapılır.

– Diş kaybettirmeden problemli dişleri tedavi edebilme özelliğiyle de tüm doktorlar tarafından tercih sebebi olmaktadır. Dişlerdeki aşınma problemine de son veren bonding uygulaması renkleşmiş dişlere de uygulanır.

Bonding Uygulaması Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bonding diş tedavisinden sonra ise ağız bakımı çok önemlidir. Uygulama sonrası hassas olabilen dişlerde sert eylemlerden kaçınmak gerekmektedir. Sert yiyeceklerden kaçınmak, dişlerdeki işlemi zarara uğratmayacak ve sabitleme sürecini hızlandıracaktır. Diş temizliğine özen göstermekte, bonding diş uygulaması sonrasında dikkat edilmesigereken kurallardan birisidir. Düzenli ağız bakımını yapmalı ve dolgulara zarar vermeyecek maddelerle dişler temizlenmelidir.

Aynı zamanda alışkanlıklarımız da bonding uygulamasının etkisinde değişikliğe yol açabilir. Tırnak yeme veya kalem ısırma tarzındaki alışkanlıkları olan bireylerde dişler kırılır. Bu nedenle bu alışkanlıkları terk etmek, bonding uygulamasının uzun ömürlü olmasını sağlayacaktır.

Bonding Uygulaması Tedavisi Süresi 

Her uygulamada olduğu gibi bonding tedavisinin süresi de uygulama içeriğine göre değişiklik göstermektedir. Yapılacak işlemlere göre de uzayabilen bonding tedavi süresi için net bir süre verilmesi doğru değildir. Zira; diş taşı temizliği gibi uygulamalardan sonra yapılacak bonding tedavisinde süre, bu nedenle değişiklik göstermektedir. Dişlerdeki kırıkların boyutuna ve dişlerdeki deformasyona göre de değişebilen bonding tedavisine ekstra dişlerde eklenirse tedavi süresi elbette uzayacaktır. Ancak dişlerde herhangi bir problem yoksa ve ekstra bir işlem gerekmiyorsa bonding tedavi süresi, kısa süreli olacaktır.

Bonding Uygulamasını Kimler Yaptırabilir?

Diş yapılarında var olan bozuklukları çözmek için tercih edilen bonding yöntemi, her türlü estetik kaygıyı giderme konusunda başarılı sonuçlar vermektedir. Hemen hemen her yaşa uygun bir tedavi yöntemi olan bonding uygulaması, kişiye özel olarak yapılan tedaviler arasında gösterilebilir.

– Diş rengini veya dişinin şeklini yeniden tasarlamak isteyenler, bonding uygulaması için uygun bireylerdir.

– Dişlerini büyütmek veyahut dişlerde var olan problemleri gidermek isteyenler de bonding uygulamasını yaptırabilirler.

– Diş kırıklarından ve dişler arasındaki boşluklarından rahatsız olan bireyler için bonding diş uygulaması için uygun bir işlemdir.

– Diş çürüklükleri ve diş boyu düzeltme işlemleri için de bonding uygulaması tercih edilebilir.

Bonding Fiyatları Ortalama Ne Kadar?

Sağlıklı ve estetik görünümlü bir diş yapısı için günümüzde bonding uygulamaları, sıklıkla tercih edilmektedir. Diastema başta olmak üzere diğer diş görünüm problemlerini gidermek için idea sonuçlar veren bonding uygulaması ücretleride diş sayısına, dişin problemine, hekime ve şehre göre değişiklik gösterebilmektedir. Bonding uygulaması fiyatları, yapılan işlemlere göre de farklılaşabileceğinden en net bilgiyi ön muayene esnasında diş hekiminizden alabilirsiniz.

Diş kırıklarında ve boşluklarında ideal sonuçlar sunabilen bonding uygulaması fiyatını, diş veya diş etine yapılacak diğer işlemlerde belirleyebilir. Bu nedenle, diş yâda diş etine yapılacak tüm müdahaleleri netleştirmeli ve daha sonra bonding uygulamasını takip eden süreçte ne kadar ödeyeceğinizi doktorunuzdan öğrenmelisiniz.

Diş Eti Şişmesi Nedenleri ve Tedavisi

Diş etleriniz, ağız ve diş sağlığınızı koruma konusunda büyük rol oynar. Tıpkı dişlerinizde ya da diş köklerinizde meydana gelebilecek rahatsızlıklarda olduğu gibi, diş etlerinizde de çeşitli sağlık sorunları ile karşılaşmanız mümkündür. Kimi zaman yanlış ya da noksan ağız & diş bakımı süreçleri, kimi zaman da genetik faktörler farklı diş eti hastalıklarına yol açabilir. Bu hastalıklardan bir tanesi de diş eti şişmesidir. Şişkin diş eti, pek çok farklı sebepten meydana gelebilir ve diş etlerinin durumuna göre farklı tedavi yöntemleri belirlenir. Diş eti şişmesi nedenleri nelerdir, nasıl giderilir ve benzer periodontal rahatsızlıklarla karşılaşmamak için ne yapmalı, detaylar burada.

 

Diş Eti Şişmesi Nedir?

Diş eti, çene kemiğini boydan boya saran pembemsi, kalın bir tabaka olarak bilinir. Bu tabaka oldukça serttir, liflidir ve içerisinde reg, yani kan damarı bulundurur.  Diş eti rahatsızlıklarına bakan diş hekimliği dalına ise periodontoloji denir.

 

Diş etleriniz, şiştiklerine kendilerine öne doğru iterler ve daha büyük bir fiziksel form alırlar; yani diş eti şişmesini tespit etmek oldukça kolaydır. Şişkinlik ilk etapta diş ile diş etinin kesiştiği noktada başlar ve zamanla, tedavi edilmediği sürece giderek yukarıya doğru yayılmaya devam eder. Diş etleri şiştikçe dişleri de kaplamaya ve daha küçük gözükmelerine sebep olmaya başlar. Bununla birlikte şişkin diş etleri standart pembemsi renginden uzaklaşarak kırmızıya daha yakın bir renk alırlar.

 

Diş Eti Şişmesi Neden Olur?

Diş etinde şişkinlik nedenlerine yakından baktığımız zaman, aslında diş eti şişmesinin bir kaynak hastalık değil, kaynak hastalığın yarattığı bir yan etki olduğunu görebiliriz. Diş eti neden şişer sorusuna duruma göre aşağıdaki cevapları vermek mümkündür:

– Diş Eti İltihabi (Gingivit):Eğer diş etlerinizde bir iltihaplanma söz konusu ise bunun ilk belirtisi diş eti şişmesi olacaktır. Diş eti şişmesinin en yaygın sebepleri arasında çeşitli diş eti iltihapları gelir. Bu gibi durumlarda diş etleriniz fazlaca hassas, kırmızı renkte ve ağrılı bir hal alır. Özellikle dişlerinizi fırçalarken ya da diş ipi kullanırken diş etlerinizin daha çabuk kanamaya başladığını fark edersiniz. Çoğu diş eti iltihabı fark edilemeyecek düzeyde şişkinlikler ve yok denecek kadar az belirti ile başladığı için pek çok kişi ilk etapta iltihabın farkına bile varmaz. Ancak zamanında tedavi edilmediği takdirde gingivit, kendini çok daha ileri seviyelere taşıyarak diş kaybına dahi yol açan sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden de diş eti şişkinliği tespit edildiği anda bir periodontoloji uzmanına görünmek gerekir. Gingivit nasıl oluşur diye merak ediyorsanız hemen belirtelim: Diş eti enfeksiyonlarının en yaygın sebebi, yetersiz ağız ve diş bakımıdır. Bu gibi durumlarda dişlerin etrafında bakterilerle dolu bir plak meydana gelir. Bu plak, zaman içerisinde tartara dönüşür ve bir yerden sonra ne diş ipi ile ne de düzenli diş fırçalama ile çıkar. Tartarın yarattığı en büyük diş sağlığı sorunu da diş eti iltihaplanması olur.

– Hamilelik:Pek çok kişi bunu bilmez ama hamileliğin yaygın yan etkileri arasında şişkin diş etleri de vardır. Vücuttaki hormon değişimleri ve artışı, diş etlerindeki kan akışını ve hacmini de artırabilmektedir. Bu gibi durumlarda diş etleri çok daha hassas ve daha şiş bir konuma gelir. Herhangi ciddi bir yan etki oluşturmadığı sürece bu durum, hamileliğin son aylarında ya da en geç doğumdan sonra normale döner. Bununla birlikte belirtmekte fayda vardır ki hamilelik döneminde vücut tarafından salgılanan değişik hormonlar, vücudun normal şartlar altında diş eti enfeksiyonlarına sebep olan bakteriler ile savaşma kabiliyetini azaltabilir. Bu yüzden de tüm hamilelik süreci boyunca ağız ve diş hijyenine ekstra özen göstermek gerekir.

– Beslenme Bozuklukları:Özellikle B ve C vitaminleri başta olmak üzere genel olarak vitamin eksikliğine maruz kalma diş etlerinin şişmesine neden olabilir. Ne de olsa C vitamini, dişleriniz ve diş etlerinizin yenilenmesinde büyük rol oynar. Eğer vücudunuzdaki C vitamini değerleri standartların altına düşerse, İskorbüt hastalığına yakalanma riskiniz artar. Bu hastalık da kansızlığa ve yan etki olarak da şişkin diş etlerine yol açabilir.

– Enfeksiyon:Mantar, bakteri ve virüsler tarafından meydana gelen enfeksiyonların diş etlerinin şişmesine yol açma ihtimali yüksektir. Viral bir salgına ya da antibiyotik tedavisi gerektirecek kadar ciddi bir grip virüsüne yakalandığınız takdirde diş etlerinizin şişmeye başlaması olasıdır. Bu durum, hastalığınız iyileşmeye eğilimi göstermeye başladığında kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

– İlaç Kullanımı:Eğer son zamanlarda yeni bir ilaç almaya başladıysanız ve ilacın yan etkilerini prospektüs üzerinden okumadıysanız, aslında şişkin diş etlerinizle bir nevi ilaç yan etkisi yaşıyor olabilirsiniz. Bazı ilaçlar, içerisindeki bileşenlerden dolayı yapısal olarak diş etlerinde şişkinliğin meydana gelmesine sebep olabilir. Bu gibi durumlarda ilacı yazan hekim ile görüşmenizde fayda vardır.

– Marka Değişikliği:Daha önce kullandığınız diş fırçası, diş macunu, ağız suyu ya da diş ipi markasını değiştirdiyseniz, diş etleriniz bu marka değişikliğine karşı geçici bir reaksiyon gösteriyor olabilir. Markayı kullanmaya devam ettiğiniz sürece diş etlerinizin şişkinliği inmiyorsa, eski markaya dönmek doğru bir tercih olabilir.

 

Diş Eti Şişmesi Belirtileri Nelerdir?

Elbette bariz düzeyde bir şekil, form ve ebat değişikliğinin yanı sıra, diş eti şişmesine dair en yaygın belirtiler şunlardır:

* Diş etlerinde şişkinlik ve büyüme
* Pembe renkteki diş etlerinin kırmızılaşması
* Dokununca hassasiyet
* Diş eti bölgesinde ve diş köklerinde süreklilik gösteren bir ağrı
* Diş eti kanaması

 

Eğer bu belirtilerden şikayetçiyseniz ve diş eti şişmesi nasıl geçer diye merak ediyorsanız, bir an önce bir periodontoloji randevusu almanız gerekir.

 

Diş Eti Şişmesi Tedavisi Nedir?

Eğer diş etleriniz şişkin olduğu için bir tedavi yöntemi arayışı içindeyseniz, gittiğiniz diş eti uzmanı size aşağıdaki metotlardan birini önerecektir:

– İlaç Tedavisi:Eğer diş etleriniz 2 haftadan daha uzun bir süredir şişse, kesinlikle ilaçlı bir diş eti tedavisi görmeniz gerekir. Bunu gerçekleştirmek için diş eti uzmanınız öncelikle size bir dizi soru soracak ve diş eti şişmesinin temel kaynak sebebini bulmaya çalışacaktır. Eğer problem gingivit, yani diş eti iltihaplanması ise buna yönelik bir diş eti tedavisi uygulanması gerekir. Diş etlerinizin şişmesine sebep olan temel nedene bağlı olarak diş hekimi size ilaçlı ağız suları kullanımı ya da spesifik bir diş macunu markası tavsiye edebilir. Bazı durumlarda antibiyotik kullanımının da işe yaradığı görülmüştür. İleri seviye gingivitin söz konusu olduğu durumlarda diş eti cerrahisine gerek duyabilir. Elbette tüm bu yöntemlerden hangisinin sizin için optimal olduğuna diş hekiminiz bir dizi tahlil, test ve röntgen sonucu karar verecektir.

– Evde Tedavi:Özellikle hamilelik döneminde gereksiz ilaç kullanımını önlemek adına bazı diş hekimleri, ilaçlı tedavi yerine evde başvurulabilecek doğal tedavi yöntemlerini önermektedir. İleri seviye medikal bakım gerektirmeyen durumlarda tuzlu su ile gargara, bol su tüketimi, düzenli diş ipi kullanımı, alkol ve sigara tüketiminin kesilmesi ve diş etleri üzerine sıcak kompres gibi yöntemlerin etkili olduğu görülmüştür.

 

Eğer siz de diş eti şişmesinden şikayetçiyseniz ve Sancaktepe bölgesinde bir diş hekimi arıyorsanız, Dent Dizayn Diş Kliniği ile iletişime geçerek hemen bir randevu oluşturabilirsiniz.

Restoratif Diş Tedavisi Nedir? Nasıl Yapılır?

Farklı ağız ve diş problemlerine sahip olan kişiler hayatlarının belirli dönemlerinde restoratif diş tedavisine ihtiyaç duyabilir. Diş yapısı gereği tedavisi olmayan diş bozuklukları, diş eksikliğinden kaynaklanan boşluklar ya da kırık diş uçları, bu senaryolardan sadece birkaç tanesi. Restoratif diş tedavisi, aslında ismini çok iyi bildiğiniz “restorasyon” kavramında alır. Yani tedavilerin özünde bozuk, hasar almış ya da tahrip olmuş dişleri “restore etmek”, yeniden yapılandırmak yatar.

 

Restoratif diş tedavisi yöntemlerine başvurmadan önce kişinin tam olarak sorununun ne olduğunu tespit etmesi ve ona göre bir restorasyon çözümü arayışına girmesi gerekir. Restoratif diş tedavisi süreçlerine ihtiyaç doğuracak sebepler ise oldukça çeşitlidir; çatlak bir diş, geri dönüşü olmayan, ileri seviye bir çürük ya da eski restorasyon tedavisinden baki kalan bozukluklar, dişlerde restorasyon gidilmesine zemin oluşturabilir. Eğer siz de restoratif diş tedavisi nedir, nasıl yapılır ve hangi durumlarda başvurulur gibi soruların cevaplarını merak ediyorsanız, doğru yerdesiniz. Buradaki çözüm ve yöntemleri değerlendirerek restoratif diş tedavisine uygun bir aday olup olmadığınızı belirleyebilirsiniz.

 

Restoratif Diş Tedavisi Nedir?

Restoratif diş tedavisi ne yapar sorusunun cevabı aslında oldukça kapsamlıdır. Restoratif diş tedavileri kapsamında ağız ve diş sağlığında meydana gelebilecek problemler hem işlevsel hem estetik bir bakış açısı ile elen alınır. Ağız ve diş sorunlarını yeniden yapılandırmayı amaçlayan bir diş hekimliği branşı olan restoratif diş tedavisi, pek çok farklı tedavi yöntemini bünyesinde barındırır. Elbette bu tedavi yöntemleri ağız içindeki soruna ve sorunun büyüklüğüne göre değişir. Restoratif diş tedavileri kapsamına kuronlar, dolgular, köprüler ya da veneerler dahil edilebileceği gibi, sadece estetik diş tedavilerinin de restoratif amaçla kullanıldığı görülmüştür. Kısacası restoratif diş tedavilerinde çözüm, tamamen soruna bağlı bir biçimde şekillendirilmektedir.

 

Restoratif Diş Tedavisi Hangi Durumlarda Uygulanabilir?

Restoratif diş tedavisi yöntemleri, az önce de değinmiş olduğu gibi farklı formlarda ve gereksinimlerde başvurulabilen tedavi yöntemleridir. Bir diş eksikliği giderme yöntemi olan köprü de restoratif amaçla kullanılabileceği gibi daha çok çürük tedavisinde başvurulan dolgu yöntemi de restoratif diş dolgusu ya da estetik dolgu adı altında restorasyon amaçlı tercih edilebilir. Tekrar belirtmekte fayda vardır ki dişte restorasyon, tamamen hastanın bireysel ihtiyaçlarına ve sağlık sorunlarına göre belirlenir.

 

Bununla birlikte en yaygın olarak başvurulan restoratif diş tedavisi yöntemlerinin aslında diş boşluklarını gidermekte kullanıldığını söylemek yanlış olmaz. Prostodontik diş hekimliği olarak da anılan restoratif diş hekimliği, temel olarak tek bir amaca odaklanır: Doğal diş yapısını olabildiğince korumak. Elbette ileri seviye diş problemlerinde dişin organik yapısını muhafaza etmek her zaman mümkün olmayabilir; burada da kapsamlı restoratif diş tedavileri devreye girer.

 

Eksik dişlerden dolayı ağız içinde meydana gelen boşlukların kapatılmaması, başta plak ve bakteri oluşumu olmak üzere pek çok farklı sağlık sorununa yol açabilir. Çürük oluşumuna yol açabilecek bu durum, aynı zamanda çiğnemeyi zorlaştırır ve diğer çevre dişlere daha fazla baskı uygulayarak onları daha da yormaya başlar. Bu tip durumlarda diş yapısına ve sorununa en uygun doldurma tekniği seçilmeli ve vakit kaybetmeden boşluk doldurulmalıdır. Köprü, implant, veneer, dolgu veya protez, duruma göre restoratif diş tedavilerinde başvurulabilen yöntemlerdir.

 

Restoratif Diş Tedavisi Nasıl Yapılır, Çeşitleri Nelerdir?

 

Restoratif diş tedavisi nasıl yapılır sorusunun cevabına hangi yöntemi tercih edeceğinize bağlı olarak cevap vermek gerekir. Dişlerinizdeki soruna bağlı olarak karşınıza birden fazla yöntem çıkar. Bu yöntemler arasında karar verirken hem fizyolojik faktörleri hem de mali unsurları göz önünde bulundurmanız gerekir. Diş hekiminiz, doğal diş yapınızı mümkün olduğunda muhafaza etmeye çalışacağı için en efektif restorasyon tedavisini tercih etmek için uğraşacaktır. Günümüzde diş hekimliği dünyasında meydana gelen ileri seviye teknolojik gelişmeler ışığında en sık kullanılan diş restorasyon yöntemlerini, doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki farklı grupta ele almak mümkündür.

 

Restoratif Diş Dolgusu

 

Doğrudan restorasyon tedavilerinde söz konusu diş boşluğuna direkt restoratif diş dolgusu yerleştirilmesi amaçlanır. Bu tedavi yöntemi genellikle kısa sürer ve tek bir seansta tamamlanabilir. Diş hekiminiz farklı dolgu çeşitleri arasından dişlerinizdeki boşluğun yapısına ve büyüklüğüne göre bir dolgu seçer ve onu yerleştirir.

 

İnlay, Onlay & Kuron

İndirekt restoratif diş tedavileri olarak da bilinen bu yöntemler, dişlerde restorasyon dendiğinde akla gelen ilk uygulamalar olan kuron, inlay ve onlay uygulamalarından meydana gelir. İnlay ve onlayler, aslında tedavi esnasında kullanılan birer apareydir. Apareyler, özelleştirilebilen diş boşluğu doldurma aparatları olarak da geçer. İnlay, dişin en sivri ucunda yer almak üzere tasarlanan bir aparey, onlay ise çiğneme yüzeyini kapsayacak şekilde üretilen bir restoratif diş aparatıdır. Onlay aynı zamanda birden fazla dişteki sivri uçları kaplamak üzere de kullanılabilir. Yine dolaylı restoratif diş tedavisinde kullanılan bir diğer aparey de kurondur. Kuron, dişin çiğneme yüzeyinin tamamını kapsar.

 

İnlay, onlay ve kuronlar, pek çok farklı malzemeden üretilebilir; ancak hastaların en sık tercih ettiği ve diş hekimlerinin de güvenle önerdiği en yaygın materyal porselendir.

 

Veneer

Veneerler, çoğunlukla dişlerin doğal rengi ile uyuşan bir renkten üretilen, kompozit dolguyu andıran bir materyal katmanı olarak geçer. Veneer yöntemi, porselen ya da kompozit maddeden elde edilen bir sıvının, dişin dış yüzeyine sıvı misali yedirilmesi ile uygulanır. Daha çok ön alt ve ön üst dişlerde kullanımı tercih edilen veneeer uygulamasının hastaya sağladığı en büyük avantaj, çatlak, kırık ya da hizasız dişlere daha estetik bir görünüm kazandırmaktır.

 

Çıkartılabilir Apareyler

Çıkartılabilir restorasyon apareyleri, üzerine takma dişlerin bulunduğu ve bu dişlerin bir çerçeve ile desteklendiği protez cihazlarıdır. Sabitleyici yardımı ile doğal dişlere takılır ancak sıvalanmaz, bu yüzden de çıkartıp takmak mümkündür.

 

İmplantlar

Çene kemiğine titanyum bir vida yerleştirilmesi ile başlayan implant tedavisi, diş boşluğuna suni bir diş kazandırma amacı güder. Vidanın üzerine bir kuron yerleştirilir ve kuronun gerçek diş görevi görmesi hedeflenir. Doğal diş yapısını korurken dişteki eksikliği giderme konusunda en dayanıklı ve en kalıcı tekniği sunan implant, yapılan araştırmalara göre diş eksikliği giderme tedavi yöntemleri arasında en doğan görünümü veren uygulamadır.

 

Bonding

Bonding yönteminde iki diş arasındaki ufak boşlukların kapatılması amaçlanır. Özellikle ön merkez dişlerdeki estetik bozuklukları giderme konusunda başarılı bir yöntem olan bonding, bir yandan kozmetik açıdan sağlıklı bir çözüm sunarken diğer yandan iki diş arasındaki boşlukta oluşabilecek bakteri ve plak oluşumunu da böylece engellemiş olur.

 

Restoratif Diş Tedavileri Fiyatları Ne Civarda?

Eğer siz de eksik diş sorunundan şikayetçiyseniz ve dişlerinizdeki boşlukları restoratif diş hekimliği yöntemleri ile gidermek istiyorsanız, doğru adreste olduğunuz kesin. İstanbul’da yer alan diş kliniğimiz ile iletişime geçerek tecrübeli restoratif diş tedavisi uzmanlarımız ile görüşebilir, size en uygun restoratif diş tedavisi fiyatlarını detaylıca öğrenebilir ve hemen bir randevu oluşturabilirsiniz.

Diş Eksikliğinde İmplant Mı, Köprü Tedavisi Mi?

Diş eksikliği, bir yandan gülüşünüzün nasıl göründüğünü doğrudan etkilerken diğer yandan fonksiyonel olarak dişlerinizde bariz sıkıntılara yol açar. Diş kaybı aynı zamanda özgüveninizi de doğrudan etkileyerek kişisel olarak kendinizi kötü hissetmenize yol açar. Diş kaybı ile meydana gelen diş eksikliklerinde temel olarak başvurulan iki adet diş tedavisi yöntemi bulunmaktadır. Köprü tedavisi ve implant.

 

Her ne kadar ikisi de temel olarak hastayı aynı sonuca ulaştırmayı hedeflese de, farklı teknikler ve yöntemler kullanılarak gerçekleşen ve özellikle uygulama esnasında bariz farklılıklar barındıran işlemlerdir. Bununla birlikte hem köprü hem implant tedavisinin hastaya uzun vadede sağlığı fayda ve avantajlar da değişebilmektedir.

 

Eğer siz de diş kaybı sonrası ağzınızda oluşan diş eksikliklerine karşı bir diş tedavisi yöntemi arıyorsanız, implant ve köprü arasındaki benzerlikleri, farklılıkları ve nasıl yapıldıklarını çok iyi anlamanız gerekir. Hangi yöntemin sizin için daha doğru olduğunu, kapsamlı bir araştırma ve tecrübeli bir diş hekimi ziyaret sonrası karar verebilir, ona göre dişlerinizdeki eksiklikleri size en uygun yöntem ile doldurabilirsiniz. İmplant tedavisi ve köprü tedavisi hakkında bilmeniz gereken her şey bu yazıda sizi bekliyor.

İmplant Nedir?

Tahmin edebileceğiniz gibi bir dişin altında yer alan yapının oldukça karmaşık ve komplike bir doğası vardır. Kemik, bağ dokuları ve sinirlerin de bir araya gelmesinden oluşan bu yapı ortadan kalktığı zaman, yan taraflardaki alanlar da yavaş yavaş bozulmaya başlar. Dental implantlar, çoğunlukla titanyumdan elde edilen metal bir direk yardımı ile bu yapının yerini yeniden doldurmayı amaçlar. Birkaç aylık süren tedavi sürecinde bu metal implantın etrafında yeni kemik yapısının oluşması amaçlanır. Yeni yapılanma diş hekiminiz tarafından test edildikten ve yeterince güçlü ilan edildikten sonra implant vidasını üzerine bir kuron yerleştirilir ve sabit kalacak şekilde oturtturulur. En kısa hali ile implant tedavisinin bu şekilde gerçekleştiğini söylemek mümkün.

İmplantın Artıları ve Eksileri

Dental implantların en büyük avantajlarından bir tanesi, boşluk yer alan dişin etrafında yer alan dişlere minimum oranda baskı oluşturuyor olmasıdır. İmplantlar aynı zamanda kemik yapısının ve diş etlerinin sağlıklı bir şekilde yeniden yapılanmasını da teşvik eder. Çene kemiğine ve çeneye gelebilecek zararı uzun vadede minimize eden implantlar, genellikle yüksek kaliteli oldukları ve tecrübeli bir diş hekimi tarafından yerleştirildikleri takdirde hastaya bir ömür boyu hizmet edebilirler.

 

Söz konusu dişsizlik olduğunda implant tedavisi, günümüzde en yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemi olarak bilinir. İmplant tek dişe uygulanabileceği gibi en teknolojik yöntem olan All-on-Four tekniği ile tüm dişlere de uygulanabilmektedir. Bu da implantın tüm dişlerini kaybetmiş hastalara sağladığı bir diğer avantajdır.

 

Köprü Nedir?

Dental köprü tedavisi, dişteki boşluğun etrafında yer alan sağlıklı yapıya tutturulur ve her iki alan arasında bir “köprü” görevi görerek arada kalan boşluğu doldurmayı amaçlar. Köprü tedavisinin daha geleneksel tekniklerinde diş eksikliğinin meydana getirdiği boşluğun her iki tarafındaki sağlıklı dişler, bazı durumlarda köprünün daha iyi yerleşebilmesi için tıraş edilebilir. Elbette dişin kesilmesi, hastanın sağlıklı dişlerine bir müdahale olarak görüldüğü için her zaman öncelikli olarak tercih edilen bir yöntem değildir. İstenen düzeyde bir oyuk açıldıktan sonra her bir dişin üzerine küçük bir başlık yerleştirilir ve köprü, bu başlıklara tutturulur. Bu sayede eksik dişin boşluğu doldurulmuş olur. Ağzın yeteri kadar baskı alamayan bölümlerinde diş eksikliği söz konusu olduğu zaman diş hekimleri, kanatlı köprü kullanımı tercih edebilir.

 

Köprünün Artıları ve Eksileri

Diş eksikliğinde köprü tedavisinin sunduğu temel ve neredeyse tek sayılabilecek avantaj, diğer diş boşluğu doldurma tedavilerine oranla daha düşük maliyetli olmasıdır. Köprü tedavisi fiyatlarının diğer tedavilere kıyasla daha düşük olmasının en temel sebeplerinden bir tanesi ise prosedürün kısa sürmesi ve implantta olduğu gibi ömür boyu kullanım garantisi verememesidir.

 

Köprü tedavisinin dezavantajlarına değinmeden önce bu tedavi yönteminin diş eksikliği giderme konusunda – özellikle günümüz teknolojik tedavi yöntemleri göz önünde bulundurulduğunda – demode ve ilkel bir yöntem olduğunu vurgulamak gerekir. Her ne kadar diğerlerine kıyasla daha uygun fiyatlı bir tedavi yöntemi olsa da, köprü tedavisinin hastaya uzun vadede getireceği birden fazla risk de mevcuttur. Öncelikle köprüler, tutunmak için boşluğun etrafındaki diğer sağlıklı dişlerden destek aldığı için bu dişlere hatrı sayılır bir baskı oluşturmaktadır. Sağlıklı dişleri uzun vadede yoracak olan dental köprü, bu yüzden hiçbir zaman ömür boyu kullanım vaat edemez. Bununla birlikte diş köprüleri, diş yapısının altında yer alan sorunların hiçbiri ile ilgilenmez. Sadece dışarıda meydana gelen boşluğu doldurmak üzere kullanılan köprü tedavisi, çene kemiğine ya da diş köküne değinmediği için yine kalıcı bir çözüm olmaktan oldukça uzaktır. Tam olarak bu yüzdendir ki köprü tedavisi ile kapatılan diş boşluklarında alt yapısal sorunlar baki kalmaya devam eder.

 

Az evvel bahsetmiş olduğumuz kanatlı diş köprüleri de, onları yaptıran hastalar arasında en sorun yaratan tedavi yöntemleri arasında bilinmektedir. Tek bir dişe ya da iki dişe birden yüksek miktarda kuvvet uygulamak zorunda olan bu köprüler, çiğneme ya da ısırma esnasındaki baskıya gelemeyecek kadar hassas ve dayanıksız bir yapıya sahiptir.

 

İmplant Mı Köprü Tedavisi Mi: Sizin İçin En Uygun Olanı Hangisi?

Gördüğünüz üzere implant tedavisi de, köprü tedavisi de farklı teknikler kullanılarak inşa edilen diş eksikliği giderme yöntemleridir. Diş köprüleri iki diş arasında yer alan boşluğu yapay bir diş ile kapatmadan ibaretken implantlar, çene kemiğine yerleştirilen titanyum bir vidadan meydana gelir ve hastaya diş boşluğu yerine “gerçek bir diş” kazandırma hissiyatı vermeyi amaçlar. Şimdi gelin, köprü tedavisini ve implant tedavisini yakından karşılaştıralım ve sizin için en uygun olan yöntemi seçmenizde yardımcı olalım:

Dayanıklılık:İmplant vidaları doğrudan çene kemiğine yerleştirilir ve gerçek diş kökü ile benzer bir işlev göstermeleri beklenir. Köprülerin diş kökü ile içeriden hiçbir bağlantısı olmadığı için implant kadar dayanıklı değildir.

Uzun Vadeli Kullanım:Çene kemiğine yerleştirilen implant vidası üzerine konan kuron diş, doğal dişinize yakın bir alt yapıya sahip olduğu için ömür boyu kullanım vadeder. İmplant tedavileri sonrası uzun süreli kullanım oranı yüzde yüze yakındır. Öte yandan köprü tedavilerinin ömür boyu işlevsellik gösterdiğine diş hekimliği dünyasında neredeyse hiç rastlanmamıştır.

Ağız & Diş Problemlerini Giderme:İmplant, dişteki eksiklikten meydana gelen yapısal sorunları, çene kemiğine yerleştirilen vida sayesinde giderir. Öte yandan köprüler, sadece dışarıdan gözüken boşluğu doldurmak üzere kullanılan, geçici çözümlerdir. Başka bir deyişle implant hem estetik hem fonksiyonel açıdan, diş boşluğunu 360 derece bakış açısı ile iyileştirirken köprü tedavisi geçici ve kozmetik bir çözüm sunmaktadır.

Maliyet:Her ne kadar implant fiyatları, köprü fiyatlarına nazaran daha yüksek olsa da, kişi implant tedavisini hayatında sadece bir kere yaptırmak zorunda kalacaktır. Öte yandan düşük bir maliyete yaptırmış olduğunuz köprü, birkaç yıl içerisinde bozularak işlevselliğini kaybedecek ve size yeniden bir maliyet teşkil edecektir. Bu yüzden de implant mı köprü mü sorusuna cevap ararken sadece genel olarak fiyatları değil, her iki tedavi yönteminin de sunduğu fiyat-performans oranını incelemek gerekir.

Uzman Görüşü:Alanında uzman diş hekimleri, hem uzun vadeli kullanım, hem fonksiyonellik, hem sağlık hem de estetik açıdan diş eksikliği giderilmesinde en güncel ve kalıcı yöntemin implant tedavisi olduğunu vurguluyor.

En İyi Diş Fırçalama Nasıl Yapılır?

Çoğumuz dişlerimizi olması gerektiği gibi günde iki kere, sabah akşam fırçalıyor ve yeterli, doğru bir ağız & diş bakımı gerçekleştirdiğimize inanıyoruz. Oysa ki ağız ve diş hijyeninin etkili bir biçimde sağlanabilmesi için en az diş fırçalama sıklığınız ve düzeniniz kadar diş fırçalama teknikleriniz de önemlidir. Her gün birkaç dakikanızı ayırdığınız diş fırçalama, ancak ve ancak doğru şekilde yapıldığı zaman verimli bir hal alabilir. En iyi diş fırçalama yöntemleri nelerdir, dişlerinizi fırçalarken nelere dikkat etmelisiniz ve diş fırçalamaya dair en merak ettiğiniz soruların cevabı, diş fırçalama ile ilgili bu kapsamlı rehberimizde sizi bekliyor.

 

Doğru Diş Fırçalama Neden Önemlidir?

Dişlerinizi doğru bir biçimde fırçalıyor olmanızın pek çok önemli sebebi vardır. Az önce de bahsetmiş olduğumuz gibi; sadece sabah akşam dişleri fırçalamak yeterli değildir, aynı zamanda doğru diş fırçalama tekniklerini kullanmak gerekir. Dişlerinizi düzenli ve düzgün bir biçimde fırçaladığınız takdirde başta tehlikeli diş hastalıkları olmak üzere pek çok sağlık sorununu kendinizden uzak tutmuş olursunuz.

– Ortalama bir insan günde 3-4 öğün yemek tüketir. Bu yemeklerden arda kalan kalıntılar, dişler arasında birikerek bakteri oluşumuna davetiye çıkartır. Bu bakteriler ise pek çok diş problemine yol açabilir. Dişleri özellikle yemeklerden sonra düzenli olarak fırçalamak, bu gıda artıklarının birikmesini engeller.

– Diş çürüklerinin oluşmasında etkili birinci sebep, yetersiz ağız ve diş bakımıdır. Başka bir deyişle siz dişlerinizi fırçalamayı ihmal ettiğiniz sürece dişlerinizde çürük oluşması riskini artırmış olursunuz. Diş çürükleri vaktinde tedavi edilmediği zaman diş kaybına dahi yol açabilir.

– Dişlerinizi düzenli olarak fırçalamak, kötü ağız kokusu oluşumunu engeller.

– Tıpkı diş hastalıklarında olduğu gibi diş eti hastalıklarında da en temel sorun, yetersiz diş bakımı, yani dişleri fırçalamamaktır. Başta gingivit olmak üzere pek çok diş eti problemi ve enfeksiyonu, dişlerin düzenli olarak fırçalanmamasından doğar.

– Düzenli olarak dişlerinizi fırçaladığınız takdirde ağızda diş apseleri oluşmasını engellemiş olursunuz.

– Çoğu kişinin hayalinde düzgün, estetik ve en önemlisi de bembeyaz bir gülüş vardır, ancak dişler düzenli olarak fırçalanmadığı sürece bembeyaz olmaları neredeyse imkansızdır. Gün içerisinde tükettiğiniz yiyecek ve içecekler, dişler üzerinde bir tabaka oluşturur. Bu tabaka düzenli olarak dişler üzerinden alınmadığı sürece zamanla kalıcı hale gelir ve dişlerin sararmasına, beyazlıktan giderek uzaklaşarak estetik yoksunu bir görüntü almasına sebebiyet verir. Eğer beyaz ve güzel bir gülüş istiyorsanız, dişlerinizi her gün düzenli olarak fırçalamanız gerekir.

– Diş fırçalama uzun vadede kişiye bireysel maliyet avantajı sağlar. Diş fırçalamayı sürekli bir alışkanlık haline getirdiğiniz takdirde fırçalamamaktan dolayı oluşacak sağlık problemlerinden kaçınmanıza, bu sayede de bu sağlık problemlerinin yaratacağı ekstra maliyete katlanmak zorunda kalmamanıza vesile olur.

 

– Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığı yaratmak da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Bilinçli bir çocuk olarak küçüklüğünden itibaren dişlerini günde en az 2 kere fırçalama alışkanlığı edinen kişi, yetişkinlik döneminde daha az dişçi kliniği ziyaretine yatırım yapmış olur.

 

Diş Nasıl Fırçalanır?

Dişlerinizi düzgün olarak fırçalamayı öğrenmek, etkili ağız ve diş bakımının temel taşlarındandır. Bu sayede aynı zamanda diş çürüklerinden ve diş eti problemlerinden de uzaklaşmış olursunuz.  Diş hijyeni sağlamak, onları her daim doğal beyazlığında tutmak ve ağız & diş problemlerini uzaklaştırmak için izlemeniz gereken diş fırçalama adımları şu şekilde:

* Diş fırçalamaya başlarken diş fırçasını diş eti hattınıza 45 derecelik açı ile gelecek şekilde tutun.
* Fırçalarken diş fırçasını dairesel hareketler ile, ileri ve geri şekilde oynatın.
* İlk etapta dış ve iç yüzeylerden başlayın.
* Önce üst dişlerinizin dış ve iç yüzeyini, ardından alt dişlerinizin dış ve iç yüzeyini fırçalayın.
* Bu işlem tamamlandıktan sonra bütün dişlerin çiğneme yüzeylerini fırçalayın.
* Diş eti hattını da fırçalamayı ihmal etmeyin.
* Fırçayla dişlerinize baskı uygularken gereğinden fazla baskı uygulamadığınıza, diş etlerinizi kanatacak kadar sert bir fırçalama tekniği kullanmadığınıza dikkat edin.
* Diş ve diş etleri tamamlandıktan sonra dilinize geçin. Tercihen diş fırçanızın ters yüzü ile dilinizin ortasını temizleyin.

 

Başlamadan önce hangi diş macunu ve diş fırçası markasını kullanmanız gerektiğini, hangi diş fırçalama tekniğinden yararlanmanız gerektiğini diş hekiminize mutlaka danışın. Bu konudaki en teknik, en güncel ve en doğru bilgiyi kendisi verecektir.

 

Dişlerimi Ne Sıklıkla Fırçalamalıyım?

Diş doktorları, standart olarak dişlerinizi günde iki kere, ikişer dakika boyunca fırçalamanız gerektiğini vurguluyor. Diş fırçalamanın gerçekten etkisini gösterebilmesi için bu iki dakikayı da verimli kullanmanız gerekiyor. Bu iki dakikanın her bir 30 saniyesini ağzınızın sağ alt, sağ üst, sol alt ve sol üst olmak üzere her bir bölümüne ayırmanız önemli. Dilerseniz diş fırçalamaya başlamadan önce bir kronometre tutabilir ve 2 dakikayı tamı tamına doldurduğunuzdan emin olabilirsiniz.

 

Hangi Diş Macununu & Diş Fırçasını Kullanmalıyım?

Çoğu diş hekimi, yumuşak kıllı diş fırçalarının dişler üzerinde biriken tartar ve plağı en iyi şekilde çıkarttığı kanısında. Bununla birlikte diş fırçası seçerken fırça ağzının olabildiğince küçük olmasına da dikkat etmeli. Bu sayede ağzın her bölgesine ulaşabilir ve ağız içinde fırçalanmamış alan bırakmamış olursunuz. Bazıları manuel diş fırçası yerine elektrikli diş fırçası kullanmayı tercih ediyor. Bu konuda da diş yapınız ve diş sağlığınız gibi faktörleri göz önünde bulundurarak diş hekiminize danışıp bir seçim yapmanız mümkün. Eğer diş hekiminiz elektrikli diş fırçası kullanmamanız gerektiği konusunda ısrarcıysa, manuel diş fırçası ile yetinmeniz gerekecektir; zira bazı ağız yapıları elektrikli diş fırçası kullanımına uygun olmadığı gibi faydadan çok zarar görebilir.

 

Diş Fırçamı Ne Kadarda Bir Değiştirmeliyim?

Diş fırçalama konusunda pek çok kişinin aklındaki yaygın sorulardan bir tanesi de diş fırçasının ne kadar da bir değiştirilmesi gerektiği. Diş hekimleri ve uzmanlar, öncelikle diş fırçasını değiştirmeden önce yıpranma durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini söylüyor. Düzenli olarak dişlerinizi günde en az 2 kez fırçaladığınızı varsayarsak bu yıpranma süresi ortalama 3 ay sürüyor. Başka bir deyişle diş fırçanızı 3 ayda bir değiştirmeniz ideal olacaktır. Burada önemli olan bir diğer konu da, herhangi bir grip ya da benzeri bir hastalık geçirdikten sonra mutlaka diş fırçanızı değiştirmeniz gerektiğidir; zira bu dönemde dişlerinizi fırçaladığınızda bakteri ve virüsler diş fırçasının kılları arasında yerleşebiliyor ve sizi tekrar hasta etme riski barındırıyor.

 

Dişlerinizi Fırçalarken Bunlara Dikkat!

Son olarak dişlerinizi fırçalarken dikkat etmeniz gereken bazı önemli püf noktaları sizin için sıraladık:

– Doğru diş fırçasını satın aldığınızdan emin olun: Diş fırçası temin etmeden önce diş hekiminize danışın, markalar arasında karşılaştırma yapın ve kullanıcı yorumlarını okuyun.

– Acele etmeyin: 15-20 saniye dişlerinizi fırçalamak ile hiç fırçalamamak arasında neredeyse hiç fark yoktur. Her ne kadar 120 saniye bir diş fırçalama seansı için çok uzun gelse de, sarf ettiğiniz eforun işe yaraması için gerekli olan optimal süre budur.

– 45 derecelik açıyı unutmayın: Dişleriniz arasındaki bakteriler ve plak üretimine meyilli kalıntılar, ancak ve ancak doğru diş fırçası tutuşu ile ortadan kalkabilir.

 

– Dilinizi de temizlemeyi unutmayın: Diliniz de bakteri toplama konusunda oldukça hızlı ve başarılı olduğu için dişlerinizi fırçalarken mutlaka onu da temizlemeyi ihmal etmeyin.

Diş Teli (Ortodonti) Fiyatları – En Güncel Bilgiler

Hastaların bir yandan daha sağlıklı dişlere, bir yandan daha estetik görünümlü bir gülümsemeye sahip olmasını amaçlayan ortodonti, farklı yapıda diş telleri kullanılarak gerçekleştirilen bir diş tedavisi olarak karşımıza çıkar. Yamuk ve çapraşık dişlerin teşhis ve tedavisinde başvurulan bir diş hekimliği branşı olan ortodonti, dişler arasındaki uyumsuzlukları tespit ederek kişiye hem kozmetik hem tıbbi açıdan daha güzel dişler kazandırmayı amaçlar. Diş teli ve ortodonti tedavi yöntemleri hakkındaki en güncel bilgilere ve en güncel fiyat bilgisi detaylarına bu rehberimiz üzerinden ulaşmanız mümkün.

Ortodonti Nedir?

Ortodonti ya da ortodonti tedavisi, çoğunlukla çapraşık ya da birbiri ile uyumsuz olan dişlerin düzeltilmesinde başvurulan bir diş hekimliği alt branşıdır. Ortodonti tedavisi, pek çok farklı diş probleminde başvurulabilen yöntemleri içerir. Diş çapraşıklıkları, ağız kapanış bozuklukları ya da minör/majör diş yamuklukları, doğrudan diş teli doktorunun uzmanlık alanına girer.

Az evvel bahsetmiş olduğumuz diş problemleri, hastada pek çok istenmeyen semptoma ve diş hastalığına yol açabilir. Hem fiziksel, hem manevi açıdan hastayı zorlayan ortodontik problemler, aynı zamanda ısırma, çiğneme ya da konuşma gibi temel fonksiyonların gerçekleşmesinde de zorluk çıkartmaktadır. Hasta, diş görüntüsünün yeterince estetik olmadığına dair endişe duymaya başlamakta ve özgüven konusunda sıkıntıya girebilmektedir. Bu yüzden farklı teşhislere yönelik farklı ortodonti tedavileri uygulanmalı ve hasta, hem fiziksel hem ruhsal açıdan iyileştirilmelidir.

Diş Teline Ne Zaman İhtiyaç Duyulur?

Ortodonti tedavisi, pek çok farklı durumda başvurulabilen tedavi bütünlerinden meydana gelir. Alanında profesyonel bir diş teli uzmanı, hastanın dişlerine baktığı anda nasıl bir sorun ile karşı karşıya olduğunu ve ne tür bir ortodonti tedavisine ihtiyaç duyacağını tespit edebilir. Ortodonti tedavisi gerçekleştirilerek tedavi edilebilecek ağız ve diş sorunlarının başında şunlar gelir:

– Çapraşık diş ya da yamuk dişleri düzeltme
– Dişler arasındaki boşlukları kapatma
– Diş ve çene arasındaki uyumsuzluğu düzeltme
– Diş uçlarının hizalanmasını sağlama
– Konuşma, çiğneme ve ısırma fonksiyonlarını iyileştirme
– Üst ve alt çene arasında meydana gelen kapanış bozukluklarını giderme
– Oral fonksiyonları onarma
– Diş ve diş etlerinin sağlığına uzun vadeli katkı sağlama
– Diğer kapanış ve çiğneme bozukluklarını iyileştirme

Ortodonti Tedavileri Nelerdir?

Diş teli tedavilerinin giderebileceği sıkıntılar yalnızca bunlardan ibaret olmamakla birlikte hastaların ortodonti uzmanlarına en sık başvurduğu şikayetlerin başında gelir. Diş teli tedavisinde her sorun, kendine has bir çözüm ile geldiği için pek çok farklı ortodonti tedavi yöntemi ile karşılaşmak mümkün oluyor.

Ortodonti tedavisini aslında temel olarak iki ana grupta kategorize etmek mümkün: Sabit ortodonti cihazları ile gerçekleştirilen tedaviler ve çıkartılabilir ortodonti apareyleri ile gerçekleştirilen tedavi yöntemleri. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere sabit ortodonti cihazları, tedavi boyunca çıkartılamayan ve oturtulduğu yerde sabit olarak kalan cihazlardan oluşurken çıkartılabilir apareyler, belirli koşullar sağlandığı takdirde hastanın kendi insiyatifi ile çıkartabileceği ve geri takabileceği ortodonti aparatlarından ibarettir. Hangi ortodonti tedavi yönteminin hangi durumda kullanılacağına ise elbette alanında uzman ortodonti hekimi karar vermektedir. İşte en sık başvurulan ortodonti tedavi metotları:

DİŞ TELİ

Ortodonti dendiğinde akla elbette ilk olarak diş teli gelir. Neredeyse ortodonti ismi ile özdeşleşmiş olan diş telleri, çapraşık ve yamuk diş düzeltilmesinde en sık başvurulan yöntem olarak bilinir.

Diş tellerinin de kendi içerisinde farklı türleri bulunmaktadır. Diş hekimlerinin farklı koşullarda başvurabildikleri diş teli çeşitlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

Metal Diş Teli:Geleneksel ortodonti yöntemlerinden biridir. Paslanmaz çelik braketler halinde üretilir. Uzun süreli kullanım akabinde dişleri istenen pozisyona getirmeyi amaçlar. Bu amaç, metal diş tellerinin dişlerin üzerinde gerçekleştirdiği baskı sonucu elde edilir. Diş teli fiyatları bakımından bütçe dostu bir yöntem olmasına rağmen ortodonti tedavileri arasında en görünür ve en belirgin yöntem olduğu için estetik kaygılar yaratabilmektedir.

Porselen Diş Teli:Ebatları ve formu itibariyle metal diş tellerini andırır. Braket çerçevesinde metal yerine porselen kullanılır. Porselen, dişin doğal rengini en iyi yansıtan materyal olduğu için estetik açıdan metal diş tellerine oranla daha az kaygı uyandırır. Hastanın tercihine göre dişlerin doğal rengine yakın metal teller eşliğinde de üretilebilir. Porselen diş telleri, bakımı düzgünce yapılmadığı takdirde dişler üzerinde iz bırakma riski taşır.

Lingual Diş Teli:Ağız içi diş telleri olarak bilinir. Dişlerin dış yüzeyinden ziyade iç yüzeyine yerleştirilir, bu yüzden de doğrudan dişlerin üzerinde görünmezler. Metal braketler halinde tasarlanır. Dışarıdan görünmemelerine rağmen temizlemesi zor ve yerleştirme işlemi daha uzun olduğu için en çok tercih edilen ortodonti tedavileri arasında yer almaz.

Şeffaf Diş Teli:Görünmeyen ortodonti olarak da bilinen şeffaf diş teli, aynı zamanda Invisalign diş tedavisi olarak da bilinir. Ortodonti dünyasının en popüler diş teli uygulama teknikleri arasında sayılan şeffaf diş teli, BPA içermeyen plastik plaklar halinde üretilir. Seri halinde hastaya temin edilen şeffaf diş telleri, belli aralıklara yenilenmelidir. 2 haftada bir standart olarak yeni bir şeffaf diş teli plağı temin eden hasta, diş tellerinin görünürlüğü konusunda endişe duymaz.

SABİT YER TUTUCULAR

Sabit yer tutucuların kullanımından meydana gelen ortodonti tedavileri, yetişkinlerden ziyade çocuklarda kullanımı tercih edilen yöntemlerdir. Sabit yer tutucu olarak bilinen diş apareyleri, süt dişi çıktıktan sonra yerine yerleştirilir. Burada amaç, boşluğun her iki yanında yer alan dişlerin, boşluğa doğru ilerlemesine engel olmaktır. Bu tedavi yöntemi sayesinde boşlukta çıkması gereken kalıcı diş, zorlanmadan ortaya çıkarak yerine tam oturur. Kısaca özetlemek gerekirse kalıcı diş çıkana kadar bu sabit yer tutucu apareyler, o dişin “yerini tutar”.

ALİGNER’LAR

Aligner ise çocuklarda pek kullanılmayan, daha çok yetişkin ortodonti tedavisinde tercih edilen bir aparey türüdür. Diş tellerine farklı bir alternatif sunan aligner, 2-3 hafta kullanıldıktan sonra değiştirilir ve yerine daha sıkısı getirilir. Modern aligner apareyleri, çıkartılabilir oldukları için hasta bu ortodonti tedavisi boyunca yemek yemek ya da dişlerini fırçalamak istediğinizde zorlanmadan bu işlemleri gerçekleştirebilmektedir.

AĞIZ DIŞI APAREYLER

Headgear olarak da bilinen ağız dışı apareyler, daha çok çene anormalliklerinde kullanılan ortodonti cihazlarıdır. Büyük kuvvet uygulanması gereken ortodonti tedavilerinde tercih edilen ağız dışı apareyler, isminden de anlaşılacağı üzere ağız dışında konumlandırılır. Çoğunlukla kafadan, enseden ya alından tutturularak çalışan ağız dışı apareyler, büyüme çağındaki 12-16 yaş arası çocuklarda tercih edilmektedir. Tedavi sonucunda çene anormalliklerine, konuşma bozukluklarına ve önde konumlandırılmış diş yapısına çözüm getirmesi beklenmektedir.

Ortodonti (Diş Teli) Fiyatları Ne Civardadır?

Güncel diş teli fiyatları, tercih edilen diş teli tedavisine göre farklılık gösterebilir. Örneğin telsiz ortodonti yöntemlerinin uygulandığı ortodonti fiyatları, geleneksel diş teli fiyatlarına göre daha farklı bir seyir izleyebilir. Bununla birlikte ortodonti fiyatlarının değişmesinde kullanılan malzeme kalitesi ve tercih edilen ortodontistin tecrübesi de büyük rol oynamaktadır. İstanbul’un en iyi ortodonti uzmanlarına danışmak, en güncel teşhis ve tedavi yöntemlerinden yararlanmak ve dişlerinizdeki ortodontik problemleri gidermek için hemen kliniğimiz ile iletişime geçebilirsiniz.

Çene, Diş ve Diş Eti Kisti Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Rutin dişçi muayenenize gittiniz ve çenenizde, dişinizde ya da diş etinizde bir kist olduğunu öğrendiniz. Şimdi merak ediyorsunuz: Bu benim için ne anlama geliyor?Her şeyden önce sakin olmak lazım; zira çoğu çene kisti, ilk ortaya çıktıklarında zararsız bir yapı taşır ve çoğunlukla herhangi bir enfeksiyon barındırmaz. Öte yandan zamanında tedavi edilmediği ve gerekli önlemler alınmadığı takdirde çene kistleri istenmeyen sonuçlara ve daha ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Doğru zamanda ve doğru şekilde tedavisi gerçekleştiği sürece çene kistlerine karşı ağız ve diş sağlığınızı koruma altına almanız mümkündür. Çene kistleri, diş ve diş etlerinde çıkan kistler, kist operasyonu, diğer çene kisti tedavi yöntemleri ve tedavi sonrası dikkat edilmesi gerekenler, bu rehberde sizleri bekliyor.

 

Çene Kisti Nedir?

Çene kisti, bazen dişin hemen yanında, bazen diş eti içerisinde ya da çene kemiğinde ortaya çıkabilen ve bir nevi kapalı bir çuval gibi olan bir oluşumdur. Ağız içinde çıkan bir kistin çene kisti ya da diş kisti olarak tanımlanabilmesi için diş kaynaklı bir bölgeden çıkmış olması gerekir. “Çuvalın” içinde olanlar ise hastadan hastaya farklılık gösterebilir. Bazı kistler tamamen havadan meydana gelirken bazılarında yumuşak doku bulunur, bazılarında ise diş ve diş etlerinin etrafını doldurabilecek sıvı yer alabilir. Bu sıvı, iltihaplı olabildiği gibi iltihapsız ve zararsız da olabilir. İyi huylu ve kötü huylu kistleri temel olarak kistin içinde yer alan dokular belirler. Tedavi edilmeyen ve büyümeye bırakılan diş eti kisti, ağız sağlığınız için ciddi tehditler oluşturur.

 

Çene kistlerine aynı zamanda odontojenik kistler (diş kaynaklı kistler) de denmektedir. Genellikle iyi huylu ve yavaş büyüyen bir doğaya sahip olmalarına rağmen zamanında müdahale edilmediği durumlarda sadece ağız sağlığına değil, vücudun diğer bölümlerine de zarar verebilir. Tedavi edilmeyen çene kistleri burun boşluğuna, sinüslere ve hatta sinir boşluklarına dahi tehdit teşkil ederek kötü huylu tümörlere dönüşebilir. Kısacası bir çene kisti ile karşı karşıya olduğunuz durumlarda daha kötüye gitmeden ve kist, kansere dönüşmeden bir an önce bir diş hekimine başvurmak gerekir.

 

Ağızda Oluşabilecek Kist Çeşitleri Nelerdir, Nerelerde Çıkarlar?

Çıktığı bölgeye ve yapısına bağlı olarak ağızda çıkan birden fazla kist türü bulunur. İşte onlardan bazıları:

 

Periapikal kistler:Bu tür çene kistleri, diş kökünde meydana gelir. Oluşum sebeplerinin arasında dişe gelen bir travma, dişteki bir çatlak ya da diş içerisindeki sinir pulpasına zarar verecek nitelikte bir çürük yer alır.

 

Dentijeröz kistler:Bu kistler, kısmen çıkmış olan dişlerin etrafında türeyebilir. Dentijeröz kistlerin en sık görüldüğü bölgeler, yirmilik dişlerdir.

 

Kerato-kistler:Bu tür diş kistleri ise daha çok genetik olarak ortaya çıkan kistlerdir. Agresif bir büyüme yapısına sahip olan kerato-kistlerin alındıktan sonra bile tekrar ortaya çıkma riski oldukça yüksektir.

 

Periodontal kistler:Özellikle diş eti problemlerinden ötürü oluşabilecek bu tür diş eti kistleri, diş etlerine gömülü bir biçimde ortaya çıkar. Doğası gereği bakteri dolu olan periodontal kistler, çoğunlukla cerrahi müdahale ile alınır.

 

Özellikle diş hekimlerinin uzmanlık alanına giren ve sadece ağız ve diş cerrahları tarafından müdahale edilebilen kist türleri ise bu yazıda ele aldığımız odontojenik (diş kaynaklı) kistlerdir.

 

Çene Kisti Neden Ortaya Çıkar?

Bir diş kistinin oluşabilmesini sağlayan pek çok faktör vardır. Çene kistinin en yaygın sebepleri arasında şunları sıralamak mümkündür:

– Yanlış yapılan kuron tedavileri
– Yanlış yapılan diğer diş tedavi yöntemleri
– Genetik faktörler
– Ağız içi tümör oluşumları
– Alkol & sigara tüketimi
– Zararlı güneş ışınlarına maruz kalma
– Vitamin eksikliği
– Dişe alınan travmalar
– Dişte çatlaklar
– Gömülü yirmili dişler
– Kötü ağız & diş bakımı alışkanlıkları

 

Çene & Diş Eti Kisti Belirtileri Nelerdir?

Küçük ve yeni çıkmaya başlayan çene kistlerini fiziksel belirtiler ile tespit etmek pek mümkün değildir. Öte yandan eğer kist 2 santimetreden daha büyük bir boyuta ulaştıysa aşağıdaki belirtileri gösterebilir:

– Diş etlerinde şişlik
– Dişlerde hassasiyet
– Bazı dişlerin yerinden oynaması
– Ağız içinde görünür bir şişkinlik
– Dişler arasında oluşan boşluklar

 

Çene Kisti Nasıl Tedavi Edilir?

Ağız ve diş cerrahları, zamanında müdahale edilmeyen çene kistlerinin ileride çok daha büyük sağlık sorunlarına yol açacağını vurgulamakta, bu yüzden de doğru çene kisti müdahalesi çok önemli hale gelmektedir. Odontojenik kistlere uygulanabilecek iki farklı tedavi yöntemi bulunur. Bu tedaviler, kistin büyüklüğüne ve göstermiş olduğu ilerlemeye göre değişebilir.

 

Kistin yapısına göre yapılan muayene sonrası kist ile ilişkisi olduğu tespit edilen dişe kanal tedavisine benzer bir işlem uygulanır. Bu tedavi, kistin etkilemiş olduğu ya da etkileme riskine sahip olduğu diş ya da dişlerin kökünü koruma altına almak ve daha fazla zarar görmesini engellemek için yapılır. Burada gerçekleşen tedavi, standart kanal tedavisi ile benzer bir seyirde işler. Önce dişin ve kistin bulunduğu bölge anestezik ilaçlar ile uyuşturulur, ardından da kiste ulaşımın en kolay olduğu bölgeden diş eti kaldırılarak erişim sağlanır. Dişin yapısına ve kistin bulunduğu spesifik bölgeye bağlı olarak bir miktar kemiğin de kaldırılması gerekebilir, ancak bu müdahale sırasında olabilecek en minimum düzeyde kemiğin kaldırılması esas alınır. Kist alındıktan ve yer aldığı bölgedeki tüm kalıntılar temizlendikten sonra bölgeye dikiş atılarak tedavi son bulur. Geriye kalan sağlıklı kemik yapısı, iyileşmek üzere zamana bırakılır. Çıkartılan kistin iltihaplı olmaması durumunda kemiğe özel bir toz yerleştirilir, bu da kemiğin ve kistin bulunduğu bölgenin daha hızlı iyileşmesine vesile olur. Kistin iyi huylu ya da kötü huylu olup olmadığını anlayabilmek adına kistten alınan bir parça, patoloji laboratuvarına gönderilerek incelenir.

 

Çene kistlerine yapılabilen bir diğer müdahale de kist ameliyatıdır. Bu cerrahi yönteme daha çok büyük ebatlı kistlerde başvurulur ve hastanın genel anestezi altına yatması istenir. Çene kisti operasyonunuzun lokal anestezi mi genel anestezi mi altında olacağı ise, diş hekiminizin yapacağı kapsamlı muayene sonunda belirlenecektir. Kistin ebatlarını, yerleşimini ve ciddiyetini tespit edebilmek adına bazı durumlarda muayene sonrası röntgen filmi de istenebilir. Genel anestezi ile yapılacak olan kist ameliyatlarında lokal anestezi ile yapılan ve az önce adımlarını anlatmış olduğumuz kanal tedavisi adımları gerçekleştirilir. Sadece söz konusu kist boyut olarak daha büyük olduğu için daha kapsamlı ve uzun bir operasyon işlemi gerektirecektir. Hastanın operasyon boyunca rahat etmesi ve huzursuzlanmaması adına bu yöntem tercih edilir. Kist ameliyatlarının başarı oranları oldukça yüksek olmakla birlikte ameliyat sonrası patolojiye gönderilen parçalardan gelen sonuçlara göre ek bir tedavi planı belirlenebilmektedir. Herhangi ciddi bir sorun arz etmediği takdirde çoğu çene kisti kısa süreli bir çene kisti cerrahisi müdahalesinin ardından tedavi edilmekte ve süreç sona ermektedir.

 

Çene Kisti Cerrahisi Sonrası Nelere Dikkat Etmeli?

Çene kisti ameliyatı olduktan sonra bilinçli bir hasta olarak dikkat etmeniz gereken bazı hususlar vardır. Çene kisti cerrahisi sonrası;

– Aşırı sıcak ve aşırı soğuk yiyecek ve içeceklerden kaçınmalı,
– Müdahale edilen bölgeye dışarıdan veya içeriden darbe almamaya dikkat etmeli,
– Morluk ve şişlik oluşumunu önlemek için buz kompresi uygulamalı,
– Olabildiğince yumuşak gıdalar tüketmeli,
– Dinlenmeye ve strese girmemeye dikkat etmelisiniz.

1 2 3 4