Porselen Diş Kaplama Nedir? Nasıl Yapılır?

Kişilerin özellikle dişlerinden dolayı oluşan estetik kaygılarını hafifletmek ve onlara daha güzel bir gülüş elde etmek için başvurduğu porselen diş kaplama uygulaması, anında gülüş transformasyonu sağlamak üzere tasarlanan, dişlerin üzerine yerleştirilen porselen yapraklardan oluşan bir tedavi süreci olarak karşımıza çıkmaktadır. Porselen diş kaplama, bir yandan kişinin ağız fonksiyonlarını yüzde yüz yerine getirebilme amacı güderken, diğer yandan kusursuz görünüme yakın bir diş görüntüsüne kavuşmasına yardımcı olmakta ve dört dörtlük bir gülümseme kazandırmaktadır. Elbette kozmetik açıdan olduğu kadar, porselen diş kaplamaları aynı zamanda medikal açıdan da ağız ve diş sağlığında olumlu gelişmeler getirmektedir. Herhangi bir kaza ya da benzeri istenmeyen sebeplerden ötürü zarar görmüş olan dişlere de porselen diş kaplama uygulatmak mümkündür. Porselen diş nedir, porselen diş kaplatma süreci nasıl ilerler ve porselen diş kaplama hakkında bilmek istediğiniz diğer her şey, bu yazımızda sizler için derlendi.

Başlamadan Önce: Porselen Diş Kaplama Nedir?

Porselen diş kaplama, isminden de anlaşılacağı üzere porselenden elde edilen ve orijinal dişlerinizin yüzeyini kaplamak üzere tasarlanarak üretilen diş kaplama yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Her hastanın, her bir dişi için kişisel olarak tasarlanan ve üretime konan porselen dişler, en doğal diş görünümünü temsil edebilecek, yüksek kaliteli materyallerden elde edilmektedir. Dişlerin natürel görünüm ve rengine en yakın malzeme olan porselen, kusursuz bir gülüş tasarımı söz konusu olduğunda diş hekimlerinin en çok tercih ettiği materyallerin başında gelmektedir.

Porselen diş kaplama nasıl olur diye merak ediyorsanız, aslında işin özü çok basittir: Her bir dişten alınan özel ölçüler baz alınarak üretilen bu yaprak porselen diş setleri, hastanın ilgili dişlerine yerleştirilerek çok daha düzgün ve beyaz dişlere sahip olmasına vesile olur. Porselen kaplama ile diş düzeltme süreçlerine birazdan detaylı olarak değineceğiz, ancak öncesinde porselen diş kaplama çeşitlerine yakından bakmamız gerekiyor.

Porselen Diş Kaplama Çeşitleri Nelerdir?

Porselen diş kaplama çeşitlerine baktığımız zaman bu tedavi yöntemlerini birden fazla kategoriye ayırmanın ve bu şekilde ele almanın mümkün olduğunu görüyoruz. Örneğin, eğer porselen diş kaplama çeşitlerini materyal açısından ele alacak olursak, porselen, seramik ya da metal diş kaplama olmak üzere üç farklı maddeden oluşan kaplama türü ile karşılaşmamız mümkün. Bu tür kaplamalarda ana madde yine porselen olmak suretiyle, kaplamayı destekleyen madde, metal ya da seramik olabilmektedir. Kişinin doğal diş rengi de göz önünde bulundurularak, buna göre porselen kaplama diş renkleri arasından seçim yapılabilmektedir.

Buna ek olarak porselen diş kaplama çeşitleri, kaplama yapılacak dişin konumuna göre de değişkenlik gösterebilir. Full porselen diş kaplama, dişlerin önlü arkalı, tamamını kapsayan, en kapsamlı porselen diş kaplama süreci olarak bilinmektedir. Bu süreç, porselen diş kaplama tedavileri arasında en uzun süren yöntem olarak geçmektedir. Ön diş porselen diş kaplama, daha çok estetik kaygılar ile yapılan ve kozmetik açıdan daha etkileyici bir gülüş isteyenlerin tercih ettiği, bölgesel bir kaplama yöntemi olma özelliğini taşır. Tek diş porselen kaplama ise özellikle herhangi bir kaza ya da yüze alınan darbe sonrası, spesifik olarak zarar görmüş bir dişe yapılması tercih edilen kaplama yöntemidir. Elbette hangi porselen diş kaplama yöntemine uygun olduğunuzun en doğru kararını, kliniğimizde bu işlem için başvurduğunuz hekiminiz verecektir.

Uygun Bir Aday Mıyım: Kimler Porselen Diş Kaplama Yaptırabilir?

Porselen diş kaplama yaptırmaya uygun olan adaylar, genelde dişlerinde aşağıdaki sorunlardan en az bir tanesi ile karşılaşmış olan hastalar olmaktadır:

  • Hafif ya da orta düzeyli çapraşık diş bozuklukları
  • Diş eksiklikleri
  • Standart bir diş dolgusu ile tamamlanamayacak genişlikte çürük dişler
  • Gözle görünür bir kırığa sahip olan diş
  • Estetik kaygılar

Bunlarla birlikte bazı işaret ve göstergeler vardır ki, porselen diş kaplama tedavi yöntemleri için pek de uygun bir aday olmadığınızı göstermekle yükümlüdürler. Eğer dişlerinizde ciddi düzeyde bir çürüme varsa, diş eti rahatsızlıklarından mustaripseniz ya da kanal tedavisi gerektirecek düzeyde bir enfeksiyona sahipseniz, porselen diş kaplama uygulamaları için uygun bir aday olmaktan çıkıyorsunuz demektir. Bununla birlikte diş hekiminiz, bu sorunları başarılı bir biçimde halledip bir daha geri gelmeyeceği konusunda emin olursa, elbette birincil tedavinizin tamamlanmasının akabinde yine porselen diş kaplama süreçlerine başvurmanız mümkün olur.

Tedavi Süreci: Porselen Diş Kaplama Nasıl Yapılır?

Porselen diş kaplama aşamalarına yakından bakacak olursak, ilk aşamanın dişlerin yüzeylerinin derinlemesine bir temizlikten geçmesi ile başladığını görüyoruz. Diş hekiminiz, tedavisi gerçekleşecek dişlerin üstünden ince bir plak tabakası silmek üzere tedaviye başlar. Bu plak tabakası, hastanın kişisel ihtiyaçlarına ve ne tür bir porselen kaplama yapılacağına göre farklılık gösterebilir. Herhangi ekstra bir sorunun olmaması halinde standart olarak alınan tabaka miktarı, 0.5 ya da 0.7 milimetre olarak değişmektedir. Bununla birlikte çoğu vakada bu işlem öyle kısa ve basittir ki, herhangi bir anestezi bile gerektirmemektedir.

İlk aşama tamamlandıktan sonra sıra, porselen diş kaplama yapılacak olan dişlerin görüntülerini elde etmeye gelir. Diş hekiminiz bunu geleneksel yolla, dişlerinizden kalıp alarak yapabileceği gibi, CEREC teknolojisinden faydalanarak da üç boyutlu bir şekilde elde edebilir. Kalıptan ya da CEREC üzerinden elde edilen görüntüler, bu konuda uzmanlaşmış laboratuvarlara gönderilerek istenen ölçülere göre porselen diş üretimine başlanması istenir.

İstenen kaplama dişlerin gelmesi, genellikle 2 haftaya kadar sürebilmektedir. Bu süre zarfında dış tabakası alınmış olan dişlerinizin zarar görmemesi açısından diş hekiminiz, geçici olarak kullanmanız amacı ile size kısa süreli porselen diş kaplamaları verebilir. Kalıcı porselen dişler geldikten sonra ise üçüncü aşamaya, yani porselen diş kaplamalarının yerleştirilmesine geçilir. Özel bir porselen kaplama diş yapıştırıcısı kullanılarak tek tek yerleştirilen porselen kaplamalar, gerek duyulduğu yerde törpülenebilmekte ve yeniden şekillendirilebilmektedir. Bu aşama da tamamlandıktan sonra porselen diş kaplama işlemi sonlandırılmış olur.

Porselen diş kaplama fiyatları, yapılacak olan işlemin uzunluğuna ve büyüklüğüne göre farklılık gösterebilir. Bu fiyatların değişiminde rol oynayan bir diğer faktör de elbette uygulanacak olan kaplamanın malzemesi ve miktarıdır. Kliniğimizde porselen diş kaplama yaptıranlar, yüzde yüz müşteri memnuniyeti ile ayrılmakta ve yaptırdıkları porselen kaplamaları yıllarca, güvenle kullanmanın keyfini çıkartmaktadır.

Tedaviden Sonra: Porselen Diş Kaplama Sonrası Nelere Dikkat Etmeli?

Porselen diş kaplama süreci tamamlandıktan sonra hastaları ağır bir iyileşme süreci beklememektedir. Lokal anestezi istemediği sürece hasta, kendi kendine araba kullanabilir, evine gidebilir ve dilediği gibi hayatına kaldığı yerden devam edebilir. Hasta aynı şekilde işine de ertesi gün, hatta ve hatta isterse tedaviden hemen sonra da dönebilir. Porselen diş kaplama sonrası ağrılar, yok denecek kadar az olmakla birlikte, ağrı hissedildiği durumda standart bir ağrı kesici ile giderilebilecek düzeydedir.

Tedavi tamamlandıktan sonra hastanın en az bir hafta kadar aşırı sıcak ya da aşırı soğuk yiyecek ve içecekler tüketmemeye dikkat etmesinde fayda vardır. Zor çiğnenen, sert ve yapışkan yiyeceklerden uzak durmak, iyileşme sürecini hızlandıran etmenlerin arasında olacaktır. Aynı şekilde yine tedavi bitimindeki ilk bir hafta, az da olsa tedavi gören dişlerde hafif sızı ve ağrı meydana gelebilir. Bu oldukça doğal bir durumdur ve diş hekimi, hastaya bu porselen diş kaplama ağrısı ile baş edebilmek adına ağrı kesici tavsiyesi verecektir.

Söz konusu porselen diş kaplama ömrü olduğu zaman genel kanı, porselen kaplamaların 10 sene civarında bir dayanıklılığı olduğudur. Elbette gelişen teknoloji ve sürekli olarak iyileştirilen ağız ve diş tedavi prosedürleri ile birlikte bu süre, giderek artmaktadır ve verimleşmektedir.

Tıpkı doğal dişlerde olduğu gibi, porselen diş kaplamalarında da sararma ve bozulma görülebilir. Bu da oldukça doğal bir süreçtir ve etkilerini olabildiğince minimalize etmenin yolları da bulunur. Burada önemli olan, porselen kaplama diş bakımını düzgün ve kuralına uygun bir biçimde yapabilmektir. Dişler düzenli olarak fırçalanmalı, gerektiğinde diş ipi kullanımına başvurulmalı ve her diş fırçalama sonrasında kaliteli bir ağız gargarası kullanılmalıdır. Eğer herhangi bir porselen dişiniz kırılır, çatlar ya da yerinden çıkarsa, dikkatlice çıkan ya da kopan parçayı paketleyerek diş hekiminize başvurmanız gerekir. Diş hekiminiz bu gibi durumlarda parçayı yeniden yerine oturtabiliyorsa bu yöntemi dener, eğer yeniden oturtmak estetik ya da tıbbi açıdan uygun değilse, o dişe yeni bir porselen kaplama siparişi verebilir. Porselen diş kaplamaların çıkması ya da kırılması durumunda herhangi bir ağrı, sızı ya da acı gibi fiziksel rahatsızlıklar söz konusu olmaktadır.

Porselen kaplama diş temizliği, doğal dişlerinizde uyguladığınız diş temizliği süreçleriniz ile aynı olmalıdır. Günde iki kere dişlerinizi fırçalamalı, asitli yiyecek ve içeceklerden uzak durmalı, dişlerinize zarar verebilecek darbelerden uzak durmalısınız.

Eğer siz de porselen diş kaplama süreçlerine ilgi duyuyor ve estetik açıdan daha doğal görünümlü, daha düzgün ve daha beyaz dişlere sahip olmak istiyorsanız, kliniğimiz ile iletişime geçebilirsiniz. Porselen diş kaplama ücretleri hakkında bilgi alabileceğiniz gibi, prosedürler hakkında da detaylı bilgi edinebilir ve uygulama öncesi bilmeniz gereken her şeyi en ince ayrıntısına kadar öğrenebilirsiniz.

Diş Eti Çekilmesi Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Diş eti çekilmesi, dişleri çevreleyen diş eti dokusunun büyük bir kısmının, geriye çekilmesi, yıpranması, zayıflaması ya da incelmesi ile meydana gelen bir diş eti rahatsızlığı olarak karşımıza çıkar. Pek çok farklı sebebi ve tetikleyici etmeni olabilen diş eti çekilmeleri, yine sebepleri gibi farklı tedavi yöntemleri ve önleyici prosedürler ile giderilebiliyor. Eğer siz de diş eti çekilmesinden şikayetçiyseniz ya da bu rahatsızlığın başlangıcında olduğunuzdan şüphe ediyorsanız, doğru yerde olduğunuz kesin. Diş eti çekilmesi nasıl önlenir, diş eti çekilmesinin tedavi yöntemleri nelerdir ve diş eti çekilmesi ameliyatı başta olmak üzere, diş eti çekilmesine dair merak ettiğiniz tüm soruların cevabı bu yazımızda sizleri bekliyor.

Nedir, Ne Değildir: Diş Eti Çekilmesi Nedir?

Diş eti çekilmesi neden olur ya da diş eti çekilmesi ameliyatı nasıl gerçekleştirilir gibi soruların cevabına derinlemesine girmeden önce, öncelikli olarak diş eti çekilmesi nedir sorusunun cevabını irdelemek gerekir. Diş eti çekilmesi, aslında isminden de anlaşılacağı üzere dişlerin üzerinde yer alan ve diş köklerinin bir nevi koruyucu kılıfı niteliğini taşıyan diş etlerinin, geriye doğru çekilmeye başlaması ile meydana gelen bir rahatsızlık olarak tanımlanabilir. Diş eti çekilmesi meydana geldiği zaman dişler ve diş eti arasındaki hatta istenmeyen “cepler” meydana gelir ve bu da o bölgede zararlı bakterilerin oluşmasına yol açar. Tedavi edilmediği takdirde diş eti çekilmesi kemik yapısına ve dişi destekleyen dokuya ciddi zararlar teşkil edebilir. Diş eti çekilmesi tedavisi zamanında gerçekleştirilmediği ya da ihmal edildiği durumlarda diş kaybına bile yol açabilir.

Yazımızın bu aşamasında belirtmekte fayda vardır ki diş eti çekilmesi, maalesef toplumlar arasında sıklıkla karşılaşılan bir diş ve diş eti problemi olarak diş hekimlerinin karşısına çıkmaktadır. Çoğu kişi, ilk başta diş eti çekilmesi rahatsızlığından mustarip olduğunun farkına bile varmaz; zira oldukça yavaş ve stabil bir biçimde ilerleyen bir hastalıktır. Diş eti çekilmesinin ilk belirtisi genellikle dişlerde hassasiyet ya da diş etlerinde ufak çekme ve batmalardır; bu yüzden de hastalar bunu diş eti çekilmesi belirtisi olarak algılamak yerine basit bir diş sorunu olarak geçiştirmeyi tercih etmektedir. Oysa ki diş eti çekilmesinde erken teşhis ve tedavi, başarılı bir sonuç elde etmek için en kritik noktalardan bir tanesidir.

Pekiyi ya Neden: Diş Eti Çekilmesi Sebepleri Nelerdir?

Her şeyden önce belirtmek gerekir ki tek bir diş eti çekilme sebebi ile karşılaşmanız imkansızdır; eğer bu tip ciddi bir ağız ve diş hastalığı ile karşı karşıya kaldıysanız, diş etlerinizi bu duruma getirecek birden fazla etmen ile baş etmiş olma ihtimaliniz oldukça yüksektir.

Diş eti çekilmesi nedenleri arasında başlıca olarak şu faktörleri sıralamak mümkündür:

  1. Periodontal hastalıklar: Periodontal rahatsızlık, diş eti dokusuna ve dişinizi yerinde tutmaya yarayan, destekleyici kemiğe zarar veren bakteri oluşumunu ifade eder. Diş eti çekilmesinin en temel sebeplerinden bir tanesi bu periodontal bakteri oluşumudur. Bakteriler, diş eti dokusunu ufak ufak yiyerek, diş kemiğini de sarsarak dişi her zamanki kadar sağlam desteklemesine engel olur.
  2. Genetik faktörler: Bazı kişiler, ellerinde olmadan diş eti çekilmesi gibi diş eti rahatsızlıklarına karşı daha hassas ve açık olabilmektedirler. Onları diş eti çekilmesine bu denli yatkın hale getiren ise elbette genetik ve kalıtsal faktörlerdir. Konu üzerinde yapılan araştırmalar, popülasyonun yüzde 30’undan fazlasının, ağız ve diş bakımına gösterdiği özenden bağımsız olarak, diş eti çekilmesine meyilli olduğunu göstermektedir.
  3. Agresif diş fırçalama alışkanlıkları: Eğer ki dişlerinizi yanlış yönde fırçalıyor ya da fırçalarken agresif düzeyde baskı ve kuvvet uyguluyorsanız, bu da diş etlerinizin geriye doğru çekilmesine yol açabilmektedir.
  4. Yetersiz ağız ve diş bakımı: Eksik ve düzensiz diş fırçalama, diş ipini düzensiz kullanma ya da hiç kullanmama ve ağza gargara yapmama, kötü ağız ve diş bakımının en kritik göstergeleridir. Eğer siz de bu yetersiz diş bakımı rutininden en az birinden sorumlu iseniz, ilerleyen dönemlerde sadece diş çürüğü gibi problemlerle değil, diş eti çekilmesi gibi sorunlarla da karşılaşma ihtimaliniz çok yüksek.
  5. Hormonal değişiklikler: Özellikle feminen hormonlarda kayda değer değişimler meydana geldiğinde bu değişimlerin etkisini diş etleri üzerinde gösterme olasılığı yüksektir. Bir kadının ergenlik, hamilelik ya da menopoz gibi hormonal açıdan kritik dönemlerinde meydana gelen bu bariz değişimler, dönemin bir yan etkisi olarak diş eti çekilmesine de sebebiyet verebilir.
  6. Sigara & tütün ürünleri kullanımı: Elbette her diş sorununda olduğu gibi, diş eti çekilmesinden de sorumlu olabilecek bir diğer etken de sigara ve tütün tüketimidir. Araştırmalar, sigara içenlerin, içmeyenlere oranla diş eti çekilmesine daha meyilli olduğunu göstermekte. Bunun sebebi ise, sigara tüketiminin dişler üzerinde çıkartılması çok güç olan yapışkan bir plağa neden olmasıdır.
  7. Diş gıcırdatmak ya da diş sıkmak: Dişlerinizi gıcırdattığınız ya da gereğinden fazla sıktığınız anlarda, aslında dişlerinize olması gerekenden daha fazla baskı uygulamış oluyorsunuz; bu da diş etlerinin kendilerine geriye itmesine sebebiyet verebiliyor.
  8. Ağız kapanış bozukluğu: Dişler eşit ve dengeli olarak birbirleri ile hizalanmadığında, diş etlerine ve dişleri tutan kemiklere fazlaca kuvvet etki etmektedir. Bu durum da diş eti çekilmesine yol açabilmektedir.
  9. Dudak ya da dilde piercing: Kalitesiz ve güvenilir olmaktan uzak metallerden üretilen piercingler, dile ya da dudağa takıldığında, diş etlerinin yıpranmasına ve incelmesine neden olabilmekte.

Nasıl Anlarım: Diş Eti Çekilmesi Belirtileri Nelerdir?

Diş eti çekilmesinin belirtileri, herhangi bir diş ya da ağız probleminin belirtilerinden ziyadesiyle ayırt edicidir. Diş eti çekilmesi başlangıcı, özellikle diş etlerinde sürekli bir ağrı ile başlar ve yavaş yavaş yayılarak hem diş etlerine, hem de dişlerde kendini hissettirmeye yönelir. Bu yüzden de aşağıda belirttiğimiz yan etkilerden herhangi biri ile karşılaştığınız durumda bir an önce bir periodontoloji uzmanına ya da alanında uzman bir diş eti hekimine başvurmanızda fayda vardır:

  • Diş eti kanaması
  • Diş sızıları ve ağrıları
  • Şiddetli ağız kokusu
  • Diş fırçalama sırasında ağrı ve acı
  • Dişlerde oluşan çürükler
  • Diş eti hattında çentik oluşumu
  • Dişlerin normalden daha uzun görünmesi
  • Diş etlerinde şişkinlik

Diş eti çekilmesi ve kanaması, bir an önce müdahale edilmesi gereken bir durum olup, ne kadar erken yakalanır ve tedavi edilirse, o kadar çok başarılı sonuç doğurma ihtimali taşıyan bir durumdur. Belirtmekte fayda vardır ki diş eti çekilmesi ağrısı da oldukça rahatsızlık verici bir ağrı türüdür, bu nedenle de en kısa sürede tıbbi ya da cerrahi müdahale temin ediyor olmanız elzemdir.

 

Nasıl Çözerim: Diş Eti Çekilmesi Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Diş eti çekilmesi nasıl düzeltilir diye merak ediyorsanız, karşınıza çıkacak birden fazla tedavi yöntemi var. Eğer diş eti çekilmeniz başlangıç seviyesindeyse ve henüz ciddi düzeyde ilerlemediyse, diş hekiminiz sadece sorunlu bölgeyi temizleyerek işin içinden çıkmanıza yardımcı olabilir. Dişlerde ve diş köklerinde biriken, plak, tartar ve bakteri tabakası derinlemesine temizlenir, diş eti hattına yapışan tüm plaklar elimine edilir ve kendine dışarıya salmış diş kökü, nizami bir biçimde pürüzsüzleştirilerek tekrar bakteri oluşumu engellenmiş olur.

Öte yandan ilerlemiş seviyede bir diş eti çekilmesi çözümü, cerrahi müdahale ile yapılmaktadır. Diş eti çekilmesi ameliyatı, özellikle dişlerin ön bölgesinde meydana gelen ve estetik problem yaratan durumlarda da uygulanmaktadır. Şimdi gelin, diş eti çekilmesinde cerrahi müdahale yöntemlerine yakından bakalım.

Ameliyat Hakkında: Diş Eti Çekilmesi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Diş eti çekilmesi ameliyatı, iki farklı şekilde yapılabiliyor. Bunlardan bir tanesi, greftleme adı verilen bir yöntemle yapılmaktadır. Damağınızdan alınan ve greft adı verilen bir parça, diş eti çekilmesi yaşanan bölgeye adeta bir yama gibi uygulanır ve sabitlenir. Bu şekilde diş eti çekilmesi görülen kısımda hem tıbbi, hem estetik açıdan tüm sorunlar çözülmüş olur. Bir diğer diş eti çekilmesi ameliyatı olan kaydırmada ise, çekilme yaşanan bölgenin yanında yer alan sağlam doku, çekilmenin üzerine doğru çekilerek sabitlenir ve yine bir yama görevi görecek şekilde kaydırılarak estetik ve sağlıksal açıdan çözüm sağlanmış olur. Kullanılan yöntem her ne olursa olsun, kliniğimizde diş eti çekilmesi ameliyatı olanlar, elde ettikleri sonuçtan memnun bir şekilde ayrılarak diş ve diş etlerini eski sağlığına kavuşturmanın mutluluğunu tatmaktadırlar.

Diş eti çekilmesi ameliyatı öncesi ve sonrasında ne tür durumlar ile karşılaşabileceğinizi, ameliyat öncesinde nasıl prosedürler izlemeniz gerektiğini ve ameliyatın akabinde iyileşme ve bakım sürecinizde nelere dikkat etmenizin gerektiğini diş eti hekimlerimiz size bildirecektir.

Nasıl Önlem Alınır: Diş Eti Çekilmesi Nasıl Önlenir?

Eğer siz de herhangi bir cerrahi müdahaleye ya da tedavi yöntemine gerek duymadan, diş eti çekilmesi gibi tatsız bir sorun ile karşı karşıya kalmak istemiyorsanız, diş eti çekilmesi önleme yöntemlerimize kulak vermeniz gerekir:

  • Sigara içiyorsanız sigarayı bırakmanız,
  • Dengeli ve sağlıklı bir beslenme rejimi takip etmeniz ve
  • Ağız ve diş sağlığınızda meydana gelen en ufak değişimleri bile takip altına almanız, diş eti çekilmesine karşı önlem almanıza yardımcı olabilir.

Diş eti çekilmesi tedavi ücretleri ve süreçleri hakkında daha detaylı bilgi almak için kliniğimiz ile iletişime geçebilirsiniz.

Ağız Kokusu Neden Kaynaklanır? Nasıl Engellenir?

Sosyal takviminiz her zamanki gibi dolu mu? Uzun zamandır hayalini kurduğunuz o tatil, düşlerinizdeki işi almanızı sağlayacak o iş görüşmesi ya da eşiniz ile romantik bir randevu… Katılacağınız sosyal ortam her ne olursa olsun, bırakacağınız izlenimi bir saniyede yerle bir edebilme potansiyeline sahip sadece tek bir etmen var: Ağız kokusu.

Eğer siz de ağız kokusundan şikayetçi bir şekilde yaşıyorsanız ve sebepleri ile tedavi yöntemlerini araştırıyorsanız, doğru yerdesiniz. Başka insanlarla yakın mesafede olmanın en itici yan etkilerinden biri olan ağız kokusu, kişi için ciddi bir utanç kaynağı olmanın yanı sıra, aslında ciddi ve bir an önce kontrol edilmesi gereken bir sağlık sorununun da habercidir. Ağız kokusu sebepleri ve çözümleri ile ilgili bilmeniz gereken her şey bu yazıda.

Ağız Kokusu Nedir?

Ağız kokusunun ne olduğunu elbette hepimiz biliyoruz; pekiyi ya kaçımız, bu rahatsızlığı tıbbi boyutta tanıyor? Ağız kokusunun medikal karşılığı halitozdur. Halitoz, çeşitli sebeplerden dolayı meydana gelen, kötü kokulu nefes olarak bilinir. Araştırmalar, ortalama her 4 kişiden 1’inin ağız kokusundan mustarip olduğunu gösteriyor. Ağız kokusu ve nedenlerini bu yazımızda ele alacağız.

Ağız Kokusu Neden Olur?

Çoğu ağız kokusunun başlangıç noktası ağız içidir ve bunun da birden fazla sebebi vardır:

Yediğiniz yiyecekler: Dişlerinizin etrafındaki ve içindeki yiyecek partiküllerinin emilimi, ağız içindeki bakterilerin çoğalmasına sebep olabilir. Çoğalan bu bakteriler de ağız kokusu oluşumunu tetikleyebilir. Soğan, sarımsak ya da keskin baharatlar gibi spesifik gıdaları tükettiğiniz zaman istenmeyen bir ağız kokusu ile karşı karşıya kalmanız kaçınılmazdır. Bu tür yiyecekleri hazmettikten sonra onları kan akışınıza gönderirsiniz, oradan da akciğerlerinize geçtikleri için nefesinizi etkilerler.

Sigara ve tütün ürünleri kullanımı: Sigara içmenin hali hazırda kendine has, hoş olmayan bir koku etkisi vardır. Sigara içenler ve diğer tütün mamullerini kullananlar, diş eti rahatsızlıkları ile karşılaşma konusunda daha meyilli olan kesimdir, bu rahatsızlık da ağız kokusuna yol açabilmektedir.

Yetersiz ağız ve diş bakımı: Eğer her gün dişlerinizi fırçalamaz ve günlük olarak diş ipi kullanmazsanız, gün içerisinde yediğiniz yiyecek partikülleri ağzınızda kalır, bu da kötü bir ağız kokusuna yol açar. Yediğiniz her yemekten sonra dişleriniz üzerinde plak denilen yapışkan bir bakteri tabakası oluşur. Bu bakteri tabakası diş fırçası ile temizlenmediği takdirde diş etlerinize zarar verebilir ve dişleriniz ile diş eti arasında bakteri dolu cepler oluşturabilir. Başka bir deyişle yetersiz ağız ve diş bakımı yalnızca kötü ağız kokusuna değil, aynı zamanda ciddi diş eti sorunlarına da yol açabilir. Bu tip durumlarda ağız kokusu nedenleri olarak dilinizde biriken bakteriler de gösterilebilir.

Ağız kuruluğu: Ağzınızda kendi kendine üreyen tükürükle, organik olarak ağız içinizin temizlenmesini sağlar. Bunun aksi söz konusu olduğunda ise ağız kuruluğu meydana gelir ve tükürük oluşumunu engelleyerek ağzınızda kötü bir koku oluşmasına yol açar. Uyanınca ağız kokusu ile karşılaşmanız da tam olarak bu yüzdendir; zira uyku esnasında ağız içi tükürük üretimi minimuma iner. Eğer kronik ağız kuruluğu ile karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorsanız bir diş hekimine görünmenizde fayda vardır.

Aldığınız ilaçlar: Ağız ve diş sağlığınıza ne kadar dikkat ederseniz edin ya da ağız kokusu oluşturabilecek yiyeceklerden ne kadar uzak durursanız durun; bazı ilaçlar vardır ki tüm bu çabalarınızı boşa çıkartırlar. Düzenli olarak kullandığınız ilaçlar varsa, yan etkileri arasında ağız kokusu olup olmadığını kontrol etmekte fayda vardır.

Ağız içi enfeksiyonlar: Eğer ağız içinde herhangi bir enfeksiyon ile karşılaşırsanız, muhtemelen ilk olarak tecrübe edeceğiniz yan etki, ağız kokusu olacaktır. Ağızda meydana gelen bir yara ya da uzun zamandır tedavi edilmeyen bir çürük de ağız kokusuna neden olur.

Ağız kokusu nedenlerini çoğaltmak mümkündür, ancak yukarıda saymış olduğumuz sebepler en sık olarak karşılaşılan ağız kokusu nedenleri olarak bilinir. Bazı kanser türleri, metabolizmadan kaynaklanan rahatsızlıklar ya da mide asidi bozuklukları da ağız kokusuna sebebiyet verebilecek diğer etmenlerden.

Ağız Kokusu Nasıl Tedavi Edilir?

Eğer kronik ağız kokusu ile karşı karşıyaysanız, ilk yapmanız gereken şey ağız kokusuna neyin sebep olduğunu tespit etmektir. Eğer yukarıda belirtmiş olduğumuz sebeplerden herhangi birinden dolayı ağız kokusu çektiğinizi düşünüyorsanız, yine ona bağlı olan çözümü de bir an önce uygulamanız gerekmektedir. Ağız kokusu için özel olarak üretilen spreylere başvurabilir, dişlerinizi düzenli bir şekilde fırçalama alışkanlığı edinebilir ya da sigarayı bırakabilirsiniz.

Öte yandan ağız kokusu nedenleri arasında basitçe bir sebep seçemiyorsanız, belki de profesyonel yardım almanız ve ağız kokusu tedavisi görmeniz gerekmektedir. Bu iş için ideal şekilde yardımcı olacak olan kişi ise elbette alanında uzman bir diş hekimidir. Ağız kokusu probleminizi ne kadar çabuk giderirseniz, sosyal anlamda güveniniz de o kadar hızlı bir biçimde size geri dönecektir.

Ağız kokusu nasıl tedavi edilir sorusunun cevabı, diş hekiminizin kapsamlı muayene ve gözlemlerinden sonra gelecektir. Ağız kokusuna dair bir teşhis konulduktan sonra diş hekiminiz, karşınıza bir tedavi planı ile çıkacaktır. Nasıl bir tedavi yöntemine uymanız gerektiği ise tamamen ağız kokunuza sebebiyet veren etmenlere bağlıdır. Eğer özellikle tıbbi bir sorun ile karşı karşıyaysanız, ağız kokusu giderici ilaçlar ve spreyler kullanmak yetmeyebilir; daha kapsamlı bir tedavi yöntemi uygulamanız gerekebilir ve belki de diş hekiminizin dışında, farklı bir ana bilim branşında uzmanlaşmış bir doktor ile görüşmeniz istenebilir. Elbette sorun sadece bir çürük ya da apse ise, diş hekiminiz seve seve bu konuda size A’dan Z’ye yardımcı olacak ve ağız kokunuzu sonsuza dek yok edecektir.

Ağız Kokusu Nasıl Önlenir?

– Elbette ağız kokusu önlemenin yolları arasında sizin de bir birey olarak yapabileceğiniz şeyler vardır. Ağız kokusu çözümleri arasında pek çok kolay ve pratik yöntem bulunuyor. İşte karşınızda bazı ağız kokusu çözümleri:

– Ağız ve diş sağlığınıza özen gösterin; dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş ipi kullanımını ihmal etmeyin.

–  Her gün ağız gargarası yapın.

– Soğanlı ya da sarımsaklı yiyecekler tüketmemeye özen gösterin; şayet tükettiyseniz yemeğin hemen akabinde dişlerinizi fırçalayarak önlem alın.

– Sakız çiğnerken şekersiz sakız çiğnemeye özen gösterin.

– Şekerli ve asitli yiyeceklerden uzak durun.

– Eğer sigara içiyorsanız sigarayı bırakın; tükettiğiniz diğer tütün mamulleri varsa onlardan da olabildiğince uzak durun.

– Su tüketimini düzenli bir alışkanlık haline getirin; günde en az 2 litre su için.

– Diş hekimi randevularınızı aksatmayın ve an az 6 ayda 1 olmak üzere; dişlerinizde herhangi bir sorun olmasa bile dişçi kontrolüne gidin.

 –Tükettiğiniz yiyecekleri not alın. Eğer sizde özellikle ağız kokusu yapan bir yiyecek varsa, onu tespit etmenin ve ondan uzak durmanın en etkili yolu budur.

– Düzenli olarak aldığınız ilaçların prospektüsünü okuyun ve yan etkileri arasında ağız kokusu olup olmadığını araştırın. Eğer söz konusu ilacın, ağız kokusu yapmayan bir muadili varsa, doktorunuza onu kullanıp kullanamayacağınız konusunda danışın.

Ortodonti (Diş Teli) Uzmanı – Ortodontist

Dişlelerinizde yamukluk ya da ayrıklık var ve hayallerinizdeki gülümsemeye sahip olmaya karar verdiniz ancak kime başvurmanız gerektiğini bilmiyorsunuz, öyle mi? Cevabımız çok basit: Bir ortodonti uzmanına! Kusursuz bir gülüş, sağlıklı ve düzgün dişler ve dört dörtlük bir ağız yapısı için bir numaralı adresiniz olan ortodontistler, ağız çapraşıklığından çene kapanış bozukluklarına, diş telinden şeffaf plak tedavisine, pek çok farklı ortodonti tedavisi uygulayarak mükemmel bir gülümseme isteyen herkesi düşlerine kavuşturabilme yetisine sahiptir. Şimdi gelin, ortodontist kimdir, ortodonti uzmanı ne iş yapar ve hangi tedavileri gerçekleştirebilir, hep birlikte bakalım.

Ortodontist Kimdir, Ne İş Yapar?

Ortodonti uzmanları, diş teli uzmanları ya da daha terimsel adı ile ortodontistler, dental düzensizlikleri tedavi etme konusunda eğitim almış olan diş hekimleri olarak bilinirler. Ortodonti hekimleri, ayrık diş ya da çarpık diş gibi sorunları çözme konusunda başarılı tedavi opsiyonları sunabilmekte, bununla birlikte çene dengesizliklerine de çare bulabilmektedir.

Bir ortodonti uzmanı, çoğunlukla diş düzeltme tedavileri ile anılır, ancak yetkin olduğu ortodonti tedavi yöntemleri çok daha geniş ve kapsamlıdır. Ortodonti uzmanı, hasta için ziyadesiyle ağrılı ve sancılı bir süreç anlamına gelen çene kapanış bozukluklarını tedavi edebilir, dişlerin kötü alışkanlıklardan dolayı yerinden oynamasına karşı bir çözüm sunabilir. Buna ek olarak bir ortodonti uzmanının gülüşünüzü düzeltmek ve daha estetik hale getirmek için yapabileceği şeyleri merak ediyorsanız, en kısa süre içerisinde kliniğimizdeki uzman ortodontistlerden randevu alabilirsiniz. Kapsamlı bir muayenenin ardından neler yapılabileceğini ve ne gibi ortodonti tedavilerinin uygulanabileceğini kararlaştırmak mümkündür.

Ortodontist ile Diş Hekimi Arasındaki Fark Nedir?

Standart bir diş hekimi ile bir diş teli uzmanı arasında pek çok benzerlik vardır. Her şeyden önce her ikisi de genel ağız ve iş sağlığınızı iyileştirmek ve mükemmelleştirmek için çalışır ve çabalarlar. Bununla birlikte söz konusu ortodonti uzmanları ve diş hekimlerinin çalışma tarzları olduğu zaman ise bariz farklılıklar ile karşılaşmak mümkün oluyor. Dişçiler pek çok farklı oral sağlık sorununa karşı bir çözüm bulabiliyorken ortodontistler özellikle diş düzeltme ve kapanış bozukluğu tedavilerine yoğunlaşır ve uzmanlaşırlar. Bir ortodonti uzmanı ile bir diş hekimi arasındaki farklara gelin, daha yakından bakalım.

Diş hekimleri…

  • Genel diş hekimliği diploması ile mezun olurlar.
  • Dişlerinizi, diş etlerinizi ve ağzınızı etkileyen, yaygın sebep ve problemlerin tanısını yapabilir ve tedavisini gerçekleştirebilirler.
  • Genel dental bakım konusunda uzmandırlar ve her yaş grubuna hitap edebilirler. Diş beyazlatma, porselen veneerler ve kuronlar gibi kozmetik diş tedavileri de gerçekleştirebilirler.
  • Ortodontistlerin aksine, diş hekimleri diş teli ölçüsü alma ya da benzeri ortodonti tedavilerini uygulayabilme eğitimi almazlar.
  • Çoğu diş hekimi, iş ortodonti tedavisi uygulatmaya geldiğinde hastayı alanında uzman bir ortodontiste transfer eder.

Ortodonti uzmanları…

  • Diş hekimliği diplomasının üzerine fazladan birkaç yıl daha uzmanlık eğitimi alan ortodonti uzmanları, sadece diş hekimlerinin uygulayabildiği tedaviler ile kalmaz, daha kapsamlı ortodonti tedavileri uygulayabilme potansiyeline de sahiptirler.
  • Ortodonti uzmanları yüz gelişimi konusunda eğitim alan hekimlerdir, bu nedenle de çapraşık diş, ayrık diş, çene kapanış bozuklukları gibi sorunlara da doğrudan müdahale edebilirler.
  • Hem çocuk, hem ergen, hem de yetişkin insanlarda oluşabilecek tüm ortodonti rahatsızlıklarını tedavi edebilecek ihtisas ve tecrübeye sahip uzmanlardır.

Ortodontist Hangi Tedavileri Uygulayabilir?

Bir ortodontistin uygulayabileceği pek çok farklı tedavi çözümü bulunmaktadır. Elbette bu tedaviler, hastanın sahip olduğu ortodontik şikayete göre farklılık ve çeşitlilik göstermektedir. Bununla birlikte sahip olduğunuz ağız ve diş bozukluğuna karşılık en uygun ortodontik tedavi sürecinin belirlenmesi, yine işinin ehli, alanında uzman bir ortodontist tarafından yapılmalıdır. Ortodonti uzmanlarının en yaygın olarak uyguladıkları tedavi yöntemlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

  1. Diş Teli Uygulaması

Söz konusu ortodontik tedavi olduğu zaman akla gelen ilk yöntem olan diş teli uygulaması, bilinen en eski ve en geleneksel diş düzeltme yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Diş telleri metal, porselen ya da lingual (ağız içi) olabilmektedir, bununla birlikte ortodonti uzmanının hasta için en ideal olan yöntemi seçebiliyor olması da büyük önem arz eder. Metal diş telleri bütçe dostu bir yöntem olmakla birlikte, dışarıdan fiziksel olarak en görünür ortodonti uygulaması olarak bilinir. Porselen diş telleri metal diş tellerine kıyasla daha az görünür olmalarına rağmen tedavi sırasında bakımı düzgün yapılmadığı takdirde dişler üzerinde iz bırakabilir. Ağız içi teller ise dışarıdan görünmeyen tek diş teli uygulaması olarak geçer, ancak temizlik ve yerleştirme işlemleri konusunda hem hastaya hem de hekime zorluklar çıkartabilir.

Diş teli uygulamalarında en yeni ve çağdaş yöntemlerden biri olan invisalign diş telleri, şu an için ortodonti dünyasında en popüler ve en çok tercih edilen diş düzeltme teknikleri olarak karşımıza çıkar. Şeffaf diş teli ya da şeffaf aparey olarak da geçen bu metot, gözle görünmeyen şeffaf diş plaklarından meydana gelir ve hastaya estetik açıdan büyük avantaj sağlar. İki haftada bir yenilenmesi gereken ve tedavi bitene kadar düzenli olarak değiştirilerek kullanılan şeffaf diş telleri, tedavi sonunda en az metal diş teli kadar etkili bir sonuca ulaşılmasını sağlar.

Söz konusu diş teli uygulamaları olduğu zaman hangi yöntemin sizin için daha uygun olduğuna ise elbette ortodonti uzmanınız karar verecektir.

  1. Yer Tutucu Uygulamaları

Özellikle çocuklarda kullanılan sabit yer tutucu uygulaması, süt dişlerinin kaybedildiği dönemde uygulanmaktadır. Süt dişi döküldükten sonra kalıcı dişin çıkmasına yardımcı olmak amacı ile boşluğun diğer iki yanındaki dişe yerleştirilen yer tutucu, kalıcı diş çıkana kadar orada kalır ve gerçek anlamda onun “yerini tutar”. Yer tutucular hem sabit, hem de hareketli apareyler olarak kullanılabilir.

Çocuğunuzu bu tip durumlarda emanet edeceğiniz ortodonti uzmanının tecrübeli, çocuklar üzerinde deneyimli ve profesyonel bir hekim olmasına dikkat etmeniz gerekir.

  1. Ağız Dışı Aparey Uygulaması

Çene anormallikleri söz konusu olduğunda devreye giren ağız dışı apareyler, ortodonti tedavisinde yüksek dereceli kuvvet uygulanması gerektiği alanlarda devreye girerler. Ortodonti uzmanı, ağız dışı aparey kullanımı önermeden önce ağız ve diş yapısını çok iyi derecede incelemeli ve başka bir çözüm bulunamadığı takdirde ağız dışı aparey tedavisini uygulamaya geçmelidir. Çoğunlukla 12-16 yaş arası ergenlik çağındaki gençlere uygulanması tercih edilen ağız dışı apareyler, estetikten oldukça uzak bir görüntü oluşturdukları için kullanımı zorunlu olmadığı sürece ne hasta ne de hekim tarafından tercih edilir. Çene şeklini yönlendirmek üzere takılan ağız dışı bir aparey, kafadan, alından ve enseden olmak üzere başın üç farklı noktasından destek alır. Alt ve üst diş kavis bozukluğu, dengesiz yüz yapısı, dengesiz çene oluşumu, çiğneme ve konuşma bozukluğu, önde konumlandırılmış diş yapısı ya da ciddi sonuçlara yol açan diş kayıpları gibi durumlarda ağız dışı aparey kullanımı tavsiye edilmektedir.

Ne Zaman Ortodonti Uzmanına Gitmeli?

Sadece bir diş hekiminden çok alanında uzmanlaşmış bir ortodontiste gitmeniz gerektiğini belirten pek çok işaret var. Eğer aşağıdaki diş rahatsızlıklarından en az birinden şikayetçiyseniz, kliniğimizdeki bir ortodonti uzmanından randevu almanızda fayda olacaktır:

  • Dişler arasında derin boşluklar
  • Yamuk dişler
  • Diş uçlarında hizasızlık ve eşitsizlik
  • Konuşma ve çiğneme bozuklukları
  • Diş ve diş etlerinde kronik rahatsızlık ve ağrılar
  • Üst ve alt çene kapanış bozuklukları
  • Diş ve çene arasında uyumsuzluk

Bunlara ek olarak dişleriniz öne doğru çıkıyorsa, ağız içinde dişlerinizden dolayı kalabalıklaşma meydana geldiyse, asimetrik bir diş yapısına sahipseniz ya da dişleriniz arasında giderek büyüyen boşluklar meydana gelmeye başlamışsa da bir ortodonti uzmanına görünme vakti gelmiş demektir. Derin kapanış ya da açık kapanış gibi ağız kapanış bozuklukları da aynı şekilde ortodonti hekimlerinin uzmanlık alanına giren spesifik rahatsızlıklar olarak biliniyor.

Elbette bir ortodonti uzmanına başvurmanız için bu rahatsızlıklara sahip olmanız şart değil. Eğer genel olarak dişlerinizin hizasından, pozisyonlarından, konumlarından ya da şekillerinden memnun olmayabilirsiniz. Hayalini kurduğunuz o kusursuz ve bembeyaz gülümseme için deneyimli bir ortodonti uzmanı ile görüşmek ve uzun vadeli, kalıcı bir tedavi planı çıkartmak gerekir. Özellikle son dönemde gelişen teknoloji ve yenilenen tedavi yöntemleri ile birlikte neredeyse tamamen ağrısız bir süreç sonunda dört dörtlük dişlere sahip olmak çok kolay. Buna ek olarak tasarlanan görünmez diş teli uygulamaları sayesinde de tedavi süreci boyunca estetik kaygı yaşamadan, özgüveni bir biçimde yaşamınızı da sürdürmeniz mümkün.

Eğer siz de kapanış bozukluğu, diş dizilimi bozukluğu ya da benzeri ortodontik sorunlar ile karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorsanız, İstanbul ortodonti tedavileri konusunda en başarılı kliniklerden biri sayılan kliniğimizden hemen bir randevu alarak kusursuz dişlere ulaşmak için ilk adımınızı atabilirsiniz.

İmplant Tedavisi Uzmanı – İmplant Doktoru

İmplant Tedavisi Uzmanı Kimdir, Uzmanlık Alanı Nedir?

İmplant tedavisi uzmanının yetki alanlarına değinmeden önce implant tedavisi nedir ve neden yapılır, öncelikli olarak buna değinmek gerekir. İmplant, diş eti hattının altına yerleştirilen bir dental aparat olarak bilinir. Bu aparatın takılmasının amacı, çene ile kaynaşarak yapay bir dişte kök görevi görecek metal kurona yerleştirilmesidir. Buradan da anlaşılacağı üzere implant tedavisi, yalnızca kayıp bir diş söz konusu olduğunda uygulanan bir tedavi yöntemidir.

İmplant tedavisi süreci ziyadesiyle karmaşık ve uzun soluklu bir süreçtir, bu yüzden de bu tedavi için seçeceğiniz implant uzmanının işinin ehli, profesyonel ve deneyimli bir diş hekimi olması gerekmektedir. Doğru ellerde gerçekleştirildiğinde implant tedavisinin başarı oranı oldukça yüksektir. İmplant tedavisi uzmanları da bu tedaviyi uygulama konusunda ideal diş hekimleri olarak karşımıza çıkarlar.

Araştırmalar göstermektedir ki implant tedavisinin başarısı, implantınızı gerçekleştiren hekimin tecrübesi ile doğrudan orantılıdır. İmplant tedavisi esnasında oluşabilecek komplikasyonlar da göz önünde bulundurulduğunda implant konusunda uzman bir diş hekimi ile çalışmanın ne kadar önemli olduğu bir kez daha gözler önüne serilmektedir. Bu komplikasyonları anlayabilmek adına implant tedavisi nasıl yapılır sorusunun cevabına değinmek gerekir.

İmplant tedavisi, daha önce de bahsetmiş olduğumuz gibi birkaç aşamadan oluşur. Tedavinin ilk aşamasında implant aparatının çene kemiğine yerleştirilmesi yer almaktadır. Bu işlem sırasında lokal anestezi uygulanır ve implant uzmanı, çene kemiğinin uygun yerine delik açar. Ardından implant, bu deliğe yerleştirilir ve çene kemiği ile bağdaşması için (osseointegrasyon süreci) 2-6 arası bir süre boyunca bırakılır. Bu süre zarfında implant tedavisi hekimi, hastanın rahat edebilmesi adına implantı geçici bir dolgu ile kapatır. Tedavinin ikinci aşamasında yapay diş yerine geçecek olan kuron yerleştirilir. Bu kuron yerleştirilmeden önce implantın çevresinde oluşabilecek diş eti dokusu temizlenir ve diş eti şekillendirici bir iyileşme başlığı kullanılarak bölgenin temizlenmesi sağlanır. 4-10 gün kadar süren bu aşamanın sonrasında ise son olarak boşluğa gelecek olan dişin ölçüsü alınır. Ölçülere uygun şekilde üretilen kuron, ilgili implantın üzerine, tıpkı bir vida başlığı gibi yerleştirilir ve tedavi son bulmuş olur.

Bu tip komplike bir prosedürde elbette oluşabilecek komplikasyonlar da mevcuttur. Osseointegrasyon sürecinde implantlı diş enfeksiyon kapabilir, hasta süreç boyunca yanlış diş ve ağız bakımı uygulayarak implanta zarar verebilir ya da kuron takıldıktan sonra implantta tutmayabilir. Bu gibi durumların oluşmasını engellemek ve tedavi sürecinin maksimum başarı düzeyinde tamamlanmasını sağlamak için kesinlikle alanında uzman bir implant hekimi ile çalışmak şarttır.

İmplant Doktorları Arasında Seçim Yaparken Nelere Dikkat Etmeli?

İmplant tedavinizi gerçekleştirmesi üzere bir implant hekimi ya da implant tedavisi merkezi seçerken dikkat etmeniz gereken bazı noktalar vardır. İşte onlardan birkaç tanesi:

  • İmplant cerrahınız alanında uzman mı ve implant tedavisi konusunda uzmanlık eğitimi almış mı?
  • İmplant doktorunuz kariyerinin ne kadarlık kısmını implant tedavisi uygulayarak geçirmiş?
  • Bu zamana kadar kaç adet başarılı implant tedavisi gerçekleştirmiş?
  • İmplant tedavisi gereksinimi teşhisini koymadan önce hekiminiz kapsamlı teşhis ve tanı yöntemlerini uyguluyor mu?
  • Tedavinizin başlayacağı esnada doktorunuzun kaç adet implant hastası var?
  • Herhangi bir komplikasyon oluşması durumunda implant doktorunuzun bu komplikasyonlar ile başa çıkabilecek tecrübesi ve donanımı var mı?
  • Doktorunuz, implant tedavisi boyunca ihtiyaç duyacağı son teknoloji aparat ve araç-gereçlere sahip mi?
  • İmplant doktorunuz tarafından tedavi edilen diğer implant hastaları kendisinden memnun mu?
  • Doktorunuzun çalıştığı, ağız ve diş sağlığı konusunda uzmanlaşmış olan implant merkezi, hangi marka aparatları kullanıyor?

Bu sorulara tatmin edici cevaplar aldıktan sonra tedavi olmayı planladığınız implant doktoru ile ilgili ufak bir özgeçmiş araştırması yapmanızda ve kendisi ile daha yakından tanışmanızda fayda var.

Aldığı eğitim: Eğer implant tedavisi gibi kapsamlı bir prosedüre başlayacaksanız, tedavinizi gerçekleştirecek olan hekimin alanında uzman bir doktor olmasını istersiniz. Tedaviye başlamadan önce doktorunuzun hangi eğitim kurumunu bitirdiğini, hangi uzmanlık alanlarında branşlaştığını ve ne tür eğitimler aldığını araştırmanızda fayda vardır.

Deneyim: İmplant doktorunuzu seçerken en az aldığı eğitim kadar önemli olan bir diğer nokta da sahip olduğu deneyimdir. Öğrenci sıralarında edindiği bilgiler ne kadar kaliteli ve donanımlı olursa olsun, implant tedavisinde yüzde yüze yakın başarı elde edebilmek için bolca pratik yapmak ve tecrübe kazanmak gerekir. Tedaviye başlama kararı almadan önce doktorunuzun bu zamana kadar kaç adet implant gerçekleştirdiğini ve bu implantların başarı oranlarını öğrenin. Bununla birlikte imkanınız varsa implant doktorunun daha önce tedavi etmiş olduğu hastalar ile iletişime geçerek onların süreç boyunca edindikleri tecrübelerini sizinle paylaşmalarını isteyin.

Empati: Belki implant hekiminizin size karşı olan tutumu ve empati yeteneği, ilk başta size aldığı eğitim ya da sahip olduğu tecrübe kadar önemli gelmeyebilir, ancak dişçi koltuğuna yattığınızda ve diş hekiminiz ve çenenizdeki o ufak delik ile baş başa kaldığınızda bunun ne kadar hayati bir özellik olduğunu anlayacaksınız. İmplant doktorunuz, size tedavinin her aşamasını anlayabileceğiniz şekilde açıklayabilen, tedavi esnasında karşı karşıya kaldığınız soru ve sorunlara yapıcı çözümler bulabilen, ağrı ya da acı ile karşı karşıya kaldığınızda sizi teselli edebilen ve günün sonunda mutlu bir hasta olarak muayenesinden ayrılabilmenizi sağlayabilen bir hekim olmalı.

İmplant Tedavisi Sırasında ve Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Her cerrahi işlemde olduğu gibi, implant tedavisi aşamalarında da bazı düşük olasılıklı riskler ve komplikasyonlar ortaya çıkabilir. İmplant alanında enfeksiyon oluşması, implant ya da kuronun çevresindeki bölgeye alınan darbeler, sinirlerde oluşabilecek ve ağrıya neden olacak hasar ya da sinüslerde oluşabilecek problemler, bu risklerin arasında yer alıyor. Tüm bu komplikasyonları minimumda tutabilmek adına hem hastanın, hem hekimin implant tedavisi esnasında ve sonrasında dikkat etmesi gereken hususlar bulunuyor.

Hasta, implant takıldıktan sonra ilk birkaç gün, implantın bulunduğu bölgede şişlik, ağrı ve hassasiyet hissedebilir. Bu şişlik, hastanın suratına dahi vurabilir, ancak bu oldukça normal bir reaksiyondur. Bu noktada implant hekiminin sorumluluğu, oluşabilecek tüm bu yan etkiler konusunda hastayı uyarmak ve ağrısı ile baş edebilmesi adına ona uygun bir ağrı kesici reçetesi yazmaktır. Bununla birlikte bu dönemde hasta olabildiğince sıvı bir rejim takip etmeli, implantlı dişe gereğinden fazla baskı uygulamamalı ve ağız ve diş bakımına her zaman olduğu gibi özen göstermelidir.

İmplantlı dişin üzerine kuron yerleştirildikten sonra da hasta aynı şekilde dişlerine karşı hassas davranmalı, kuronu yerinden oynatacak ya da ona hasar verecek darbelerden kaçınmalı, implant hekiminin ona vereceği bakım talimatlarına da harfiyen uymalıdır.

İmplant tedavisinin uzun vadede başarılı olması ve ömürlük bir implanta sahip olabilmek için ise hasta, edinmiş olabileceği tüm kötü alışkanlıkları geride bırakma yoluna girmelidir. Şekerli yiyecekler, asitli içecekler ya da sigara tüketimi gibi zararlı alışkanlıklar, implant tedavisi tamamlandıktan sonra en kısa süre içerisinde bırakılmalı ve daha sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemelidir.

Düzenli olarak implant hekimini ziyaret etmek, muayene ve kontrol randevularını aksatmamak ve ağız ve diş sağlığı kurallarına uymak da hastanın edinmesi gereken diğer sorumluluklar arasında.

Eğer siz de implant tedavisine ihtiyaç duyduğunuzu düşünüyor ve bu işlem için en uygun implant doktorunu arıyorsanız, doğru adreste olduğunuzu söyleyebiliriz. Kliniğimizin alanında uzman implant hekimleri, yukarıda soracağınız soruların tamamına tatmin edici cevaplar verebilecek potansiyel ve tecrübede doktorlar olup, yüzde yüz başarı oranı ile çalışmaktan gurur duymaktadırlar. Kaliteli bir eğitim, bolca pratik ve deneyim, hasta memnuniyetini ön planda tutan doktor-hasta tutumu ve güven veren bir ortam, implant hekimlerimizden yaptıracağınız implant tedavisi esnasında karşınıza çıkacak avantajlardan sadece birkaç tanesi. Daha fazla bilgi almak, implant tedavisi hekimlerimiz hakkında bilgi edinmek, implant tedavisi fiyatlarını öğrenmek ve bir an önce randevu almak için bizimle iletişime geçmeniz yeterli.

Diş Eti Uzmanı – Periodontoloji Uzmanı

Bir diş eti uzmanı ya da diğer adı ile periodontoloji uzmanı, periodontal alanlarda, yani diş eti bölgelerinde gerçekleştirilebilecek tüm tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayabilen bir diş hekimi olarak karşımıza çıkar. Özellikle diş eti tedavileri konusunda uzmanlık eğitimi alan periodontoloji uzmanları, diş hekimliği uzmanlıklarının yanı sıra ekstradan eğitim alarak diş etleri konusunda profesyonel birer eksper olarak hizmet verirler. En az diş sağlığı kadar önemli olan diş eti sağlığınız için işinin ehli, tecrübeli bir diş eti hekimine görünmeniz çok önemlidir. Şimdi gelin, diş eti uzmanlarının yetki alanlarına, yaptıkları prosedürlere ve ne gibi durumlarda onlara başvurmanız gerektiğine yakından bakalım.

Periodontoloji Uzmanı Kimdir, Uzmanlık Alanı Nedir?

Periodontoloji uzmanları, diş eti sağlığı ve tedavilerinde uzmanlaşmış diş hekimleridir. Diş eti tanı ve tedavi yöntemleri üzerinde profesyonel eğitim alan periodontologlar, standart diş hekimlerinin sahip olduğu bilginin yanı sıra, diş eti problemlerine dair tüm çözümleri ve tedavi yöntemlerini de uygulayabilen profesyoneller olarak bilinirler. Özellikle diş eti hastalıklarında başvurulan en modern ve en yeni tekniklere, en son teknolojilere hakim olan diş eti uzmanları, kozmetik ve estetik açıdan diş etlerine de müdahale edebilme yetisine sahiptirler.

Periodontoloji uzmanlarının tedavi uyguladıkları alanın çok büyük bir kısmı, genellikle diş eti hastalıklarına müdahale etmekten oluşmaktadır. Bu diş eti hastalıklarının arasında diş eti iltihapları, periodontal apseler, diş eti çekilmesi, perio-endo lezyonlar ve kronik periodontit yer almaktadır. Cerrahi yetkinliğe de sahip olan diş eti hekimleri bunların yanı sıra çok ciddi diş eti problemleri ile karşılaştıklarında, gerekli gördükleri takdirde cerrahi müdahale de yapabilmektedirler. Diş eti hastalıklarına çözüm bulmak ile birlikte periodontoloji uzmanları aynı zamanda az önce de bahsetmiş olduğumuz gibi diş etlerine estetik çözümler de getirebilmektedirler. Diş eti düzeltmesi, diş eti botoksu ve flap ameliyatı gibi kozmetik müdahaleler de gerçekleştirebilen diş eti uzmanları hastayı fiziksel görüntüsü konusunda da rahatlığa kavuşturabilmektedir.

Bir periodontoloji uzmanına yaptığınız ilk ziyaret esnasında hekim, öncelikle olarak dişleriniz ile ilgili geçirmiş olduğunuz tüm tedavi geçmişinizi öğrenmek isteyecektir. Yalnızca diş eti problemleriniz ile sınırlı kalmayacak olan hekiminiz, bu zamana kadar geçirmiş olduğunuz tüm diş müdahalelerini, dolgularınızı, kanal tedavilerinizi, implant ya da çekilen dişlerinizi de kayıt altına alacaktır. Dişlerinize dair tüm tıbbi geçmişinize sahip olmak, periodontoloji uzmanına diş eti problemleriniz ile ilgili daha açık ve net bir bakış açısı kazandıracaktır. Bununla birlikte başta kalp rahatsızlıkları, diyabet ya da hamilelik olmak üzere düzenli olarak aldığınız ilaçlarınız varsa, periodontoloji uzmanınız bunların da kaydını tutmak isteyecektir. Bu tip ilaçların uzun vadede diş etlerinizde problem yaratabilme riskleri olduğu için diş eti hekiminiz ile tüm medikal süreçlerinizi paylaşmanız faydalı olacaktır.

Diş eti muayenesi esnasında diş eti hekiminiz, öncelikli olarak dişlerinizin genel durumunu inceleyecek, ardından da detaylı olarak diş etlerinizi gözden geçirecektir. Diş etlerinizde herhangi bir geri çekilme olup olmadığını, dişlerinizi kapattığınız esnada herhangi bir dengesizlik ya da eşitsizlik ile karşılaşıp karşılaşmadığınızı ya da gevşek dişiniz olup olmadığını kontrol ettikten sonra hekiminiz, ardından diş etleriniz ile dişleriniz arasındaki mesafeyi ölçmek isteyecektir. Bu ölçüm, diş eti uzmanlarının standart olarak yaptığı bir prosedürdür ve hekimin, diş yuvasının derinliğinin standart ölçüler çerçevesinde olup olmadığını anlamasını sağlar. Eğer diş eti cepleriniz sağlıklı ise ölçüm sırasında herhangi bir sorun çıkması beklenmez. Elbette ceplerin derinliği hem genetik faktörlere hem de genel diş bakımı alışkanlıklarınıza bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Muayene sonrasında bazı periodontoloji uzmanları, daha detaylı bir resim elde edebilmek adına röntgen çektirmenizi de talep edebilir. Bu röntgen, diş eti hattının altındaki kemik yapısının sağlığı ile ilgili işaretler verecektir.

Diş eti doktorunuz ile ilk muayeneniz tamamlandıktan sonra diş etlerinizde ne gibi problemler olduğunu, bu problemlerin ciddiyetini ve nasıl çözümler sunulabileceği konusunda az çok bir fikir edinmiş olacaksınız.

Diş Eti Uzmanı Hangi Tedavileri Gerçekleştirebilir?

Diş eti uzmanları, diş eti sorunlarına dair pek çok farklı tedavi yöntemini gerçekleştirebilecek potansiyele sahip uzmanlar olarak bilinirler. Diş eti uzmanlarının ne tür tedaviler uygulayabileceğine gelin, daha yakından bakalım:

  1. Cerrahi olmayan diş eti tedavi yöntemleri: Cerrahi işlem gerektirmeyen diş eti tedavileri, genellikle en kısa süren, en basit işlemleri gerektiren ve en düşük maliyetlere sahip tedaviler olarak bilinirler. Diş taşı temizliği ve diş kökü temizliği, bu tedavi yöntemlerinin başında gelir. Bu teknik esnasında hastanın kök yüzeyindeki plak ve tartar yok edilerek periodontal ceplerin derinliklerine inilir ve oluşabilecek bakterileri öncelemek adına diş kökü temizlenir. Çoğu diş eti uzmanı, diş taşı temizliği ve diş kökü temizliği tedavileri sonrasında hastanın herhangi bir ekstra tedaviye ihtiyaç duymayacağı kanısındadır.
  2. Diş eti çekilmesi tedavileri: Diş eti çekilmesi, diş köklerinizin açılmasına, görünür hale gelmesine ve hassaslaşmasına yol açabilir. Eğer diş kökünüzün boynu, dışarıdan görünür hale gelmişse diş etinizin geriye çekilmiş olma ihtimali oldukça yüksektir. Bu gibi durumlarda devreye giren periodontoloji uzmanları, öncelikli olarak diş kökünün dışarıya çıkmasına sebep olan temel sebebi tedavi eder, ardından da estetik kaygıların giderilmesi adına diş eti estetiği prosedürleri başlatabilir. Diş eti çekilmesinin tedavisinde geç kalınmaması çok önemlidir; zira bu tip durumlarda zamanında müdahale, diş etlerinin daha fazla geriye çekilmesini, diş köklerinin giderek hassaslaşmasını ve en nihayetinde dişin kayba uğramasını önleyebilir.
  3. Diş eti hastalıklarında lazer tedavisi: Diş eti iltihabı ya da daha da ileri seviyesi olan kronik periodontit, en ciddi diş eti rahatsızlıkları arasında bilinir. Bu tip durumlarda kullanılan en modern tedavi tekniklerinden bir tanesi, lazer tedavisidir. Geleneksel yöntemler ile aynı sonuçların elde edilmesine vesile olan lazer, aynı zamanda tedaviyi kısaltması ve daha ağrısız bir şekilde sonuçlanmasını sağlayarak çok daha verimli bir tedavi süreci sunar. Elbette diş eti rahatsızlığınız için herhangi bir lazer tedavisi uygulatmadan önce güvenilir ve işinin ehli bir periodontoloji uzmanı ile görüşmek ve onun fikrini almak gerekir.
  4. Yenileyici ve canlandırıcı prosedürler: Kayıp diş eti dokusu ya da kayıp kemik dokusunu yeniden canlandıran tedaviler, diş eti hastalıklarının getirdiği hasarı telafi etme konusunda oldukça başarılı yöntemler olarak bilinir. Eğer uzun soluklu ve ciddi hasarlı bir diş eti problemi ile karşı karşıya kaldıysanız, ardından da bahsi geçen diş etinin altında bulunan kemik zarar gördüyse, yenileyici diş eti tedavilerine başvurulabilir. Tedavi esnasında periodontoloji uzmanınız, diş eti dokusuna geriye doğru katlar ve hastalığa yol açan bakterilerin tamamını temizler. Kemikler, doku oluşturan proteinler ve diş eti zarları, bu tedavinin lehine kullanılarak yeniden canlı doku oluşmasına yardımcı olan etmenler olarak rol alır. Bu sayede diş ceplerinde oluşabilecek ve daha fazla sorun çıkartabilecek bakteri yuvaları tamamen elimine edilerek daha sağlıklı ve güçlü diş ve diş etlerine sahip olmanıza yardımcı olur.
  5. Periodontal cep redüksiyonu: Tıpkı boğazlı bir kazağın boynunuzu sarması gibi, diş kemiğiniz ile diş eti dokunuz birbirine sıkıca ve uyum içinde sarılmalıdır. Herhangi bir diş eti rahatsızlığına yakalandığınız zaman bu destekleyici dokular ve kemikler zarar görerek dişlerin etrafında “cepler” oluşturmaya başlar. Bu durum ilerledikçe diş etinde ve diş kökünde ağrıya, kemik sancılarına ve diş kaybına yol açabilir. Bunu önlemek amacı ile gerçekleştirilen periodontal cep redüksiyonu sayesinde dişinizi kaybetmeden bu soruna dur demeniz mümkün olmaktadır.
  6. Diş eti estetiği çözümleri: Elbette bir periodontoloji uzmanını ziyaret etmeniz için diş eti iltihabına sahip olmak zorunda değilsiniz. Eğer diş etleriniz ile ilgili kozmetik endişeleriniz varsa da bir diş eti hekimi ile görüşmeniz mümkün. Kendinizi daha iyi hissetmek, gülümsemenizi iyileştirmek ve özgüveninizi artırmak için pek çok farklı diş eti estetiği tedavisi arasından size uygun olan yöntemi talep etmeniz mümkün. Diş eti botoksu, flap ameliyatı ve diş eti düzeltmesi gibi farklı çözümler, diş eti estetiği arasında en sık gerçekleştirilen prosedürler arasında yer alıyor.

Periodontoloji Uzmanına Görünmeniz Gerektiğinin 11 İşareti

  • Diş etlerinizin kızarması, şişmesi ya da kanamaya başlaması
  • Kronik bir ağız kokusu ile yaşıyor olmanız
  • Ağzınızda devamlı olarak ekşi ve yavan bir tat olması
  • Dişlerinizde daha önce hissetmediğiniz bir gevşeklik/oynama olması
  • Isırma düzeninizde gözlemlediğiniz değişiklikler
  • Diş köklerinizin normalden daha fazla görünüyor olması
  • Uç sıcaklıklar ile karşı karşıya kalındığında diş ve diş etlerinde aşırı hassasiyet
  • Yemek yerken ağzınızda acı hissetmeniz

Bu bariz değişimlerin yanı sıra eğer ailenizin tıbbi geçmişinde diş eti hastalıkları varsa, diyabet hastasıysanız ya da sigara içiyorsanız, mutlaka bir diş eti hastalıkları uzmanına görünmenizde fayda vardır. Kliniğimiz ile iletişime geçerek uzman diş eti hekimlerimizden randevu almanız mümkün.

Telsiz Ortodonti Tedavisi Nedir, Nasıl Yapılır?

Hepimiz harika görünen dişlere sahip olmak isteriz, ancak farklı sebeplerden dolayı bu her zaman pek mümkün olmayabilir. Dolayısıyla da insanlar, gülümsediklerinde hak ettikleri özgüveni hissedemez hale gelirler. Bunun sonuçlar hem sosyolojik, hem psikolojik açıdan zarar verici olabilmektedir. Pekiyi neden bu gibi durumlarda insanlar çarpık gülümsemeler, fark edilmemesi imkansız boşluklar veya yamuk bir diş yapısı konusunda yardım almaktan çekiniyor? Araştırmalar, bunun en büyük sebeplerinden bir tanesinin geleneksel metal tellere duyulan korku olduğunu gösteriyor.

Elbette bunun altında yatan mantığı çözebilmek güç değil. Her ne kadar tedavi sonucunda güzeller ötesi bir gülümseme hediye edecek olsalar da, geleneksel diş telleri tedavi süreci boyunca göz ardı edilemeyecek birçok sorunu beraberinde getiriyor. Beslenmenize gelen sınırlandırmalar, ağız içi rahatsızlık, düzenli bakım ihtiyacı ve elbette fiziksel görüntüsü, konvansiyonel diş tellerinin oluşturduğu sıkıntılardan sadece birkaç tanesi.

Neyse ki gelişen tıp ve güncellenen dişçilik bilimi ile tüm bu sorunları tek bir hamleden ortadan kaldırmak mümkün. Hamlenin adı ise telsiz ortodonti tedavisi. Invisalign olarak da bilinen bu yöntem, geleneksel metal diş tellerinin oluşturduğu tüm problemleri ortadan kaldırmakla kalmıyor, aynı zamanda ortodonti tedavi sürecinizi hiç olmadığı kadar keyifli ve kolay hale getiriyor. Telsiz ortodonti tedavisi nedir ve nasıl yapılır, gelin hep birlikte bakalım.

Telsiz Ortodonti Tedavisi Nedir?

Telsiz ortodonti tedavisi, diğer adı ile invisalign, en temel hali ile bir telsiz diş tedavisi yöntemidir. Görünmez bir plak haline getirilmek üzere saydam, pürüzsüz ve sağlam plastik, ağzınıza özel bir kalıp haline getirilerek doğrudan dişlerinizin üzerine yerleştirilir. Her iki haftada bir, diş hekiminizi ziyaret edip yeni bir şeffaf plak dizisi temin eder ve dişleriniz istenen lokasyonlarına gelene kadar bu değişimi sürdürürsünüz. İşte telsiz ortodonti tedavisi aslında bu kadar kolay ve zahmetsiz bir süreç!

Telsiz Ortodonti Tedavisine Nasıl Başlarım?

Elbette her ortodonti tedavisinde olduğu gibi invisalign tedavisinde de başlangıç öncesi geçmeniz gereken bazı prosedürler yok değil. Her şeyden önce diş hekiminize muayene için gidip, telsiz ortodonti tedavisi için uygun bir aday olup olmadığınızı tespit etmeniz gerekiyor. Çoğu durumda herhangi bir sorun çıkmadan, tıpkı geleneksel diş tellerinde olduğu gibi bu tedaviye hemen başlayabilmeniz mümkün oluyor. Ancak eğer çok ciddi derecede, ileri düzeyde bir çapraşıklık ya da diş yamukluğu söz konusu ise bazı nadir durumlarda invisalign yerine geleneksel diş telleri ile tedaviye başlamak daha uygun olabiliyor. Bunun kararını elbette diş hekiminiz ile birlikte vermeniz ve dişlerinizin durumuna uygun bir tedavi yöntemi belirlemeniz gerekiyor.

Telsiz ortodonti tedavisine başlamadan önce diş hekiminizin kliniğinde bulunan 3 boyutlu yazılım teknolojilerinden de yararlanmanız mümkün. Bu teknoloji sayesinde sanal olarak dişlerinizin invisalign sürecinin her aşamasında görmeniz ve nasıl bir sonuç elde edeceğinizi deneyimlemeniz mümkün. Telsiz ortodonti tedavisine başlamadan önce böyle bir görsel örneklem sürecinden geçmek hem hasta, hem de hekim için paha biçilemez bir ayrıcalık.

Telsiz Ortodonti Tedavisi Nasıl Yapılır?

Gelelim işin en keyifli kısmına; size o kusursuz gülümsemeyi kazandıracak invisalign tedavisinin aşamalarını öğrenmeye. Ortodonti tedavilerinde gelinen en modern ve son nokta olan invisalign, kişiye özel yapılan şeffaf plaklar dizisinden oluşur. Telsiz ortodontik tedavi yönteminde dişlerin hareket etmesi istenen pozisyona göre ayarlanmış, bir dişi invisalign plak üretilir. Her bir plak, ortalama 0.05 milimetrelik bir hareket alanı oluşturmaktadır. En standart hali ile bu plaklar, her 15 günde bir değiştirilerek daha sıkı ve daha farklı şekilde bir plak ile takas edilir. Telsiz ortodonti tedavisinde tedavi planı ise az önce de bahsetmiş olduğumuz gibi öncelikli olarak sanal ortamda oluşturulur. Bu sanal ortam, tedavi sonunda elde edeceğiniz görüntüyü üç boyutla teknolojik donanımlar sayesinde sizlere sunmaktadır.

Hafif ve orta dereceli bir diş çapraşıklığınız söz konusu ise ister çocuk, ister genç, ister yetişkin olun; invisalign tedavisine uygun bir aday olabilirsiniz. Burada belirtmekte fayda vardır ki çocuklara telsiz ortodonti tedavisi uygulanabilmesi için çocuğun tüm süt dişlerinin dökülmüş olması ve en azından 2 büyük azı dişinin kısmi de olsa çıkmış olması gerekmektedir. Bu dönemin çocuğun 13-14 yaşlarına tekabül ettiğini de belirtmiş olalım.

Invisalign tedavisi, telsiz diş düzeltme konusunda en başarılı tekniklerin arasında kabul edilir. Tedavi boyunca bir dizi plastik ve şeffaf plak kullanmanız gerekir. Tedavi, öncelikli olarak diş hekiminizin dişlerinizin ölçüsünü ve diş kalıplarınızı alması ile başlar. Kalıplarınız hazırlandıktan sonra tedavinin en başında hazırlanan plana uygun olacak şekilde size ağzınız ile birebir uyumlu şeffaf plaklar üretime gönderilir. Sağlığa zararlı herhangi bir madde içermeyen bu plaklar, kullanıma hazır hale geldikten sonra size teslim edilir. Bu plakları günde en az 20-22 saat boyunca takmanız şarttır. Her iki haftada bir sonraki şeffaf diş plağına geçiş yaparsınız ve bu süreç boyunca dişleriniz, ağrısız bir biçime şekil değiştirerek düzelme yoluna girer.

Bu noktada şunu vurgulamakta fayda var: Tedavi boyunca diş hekiminizin size belirlediği dönemlerde kontrol randevularınıza gelmeniz büyük önem arz eder. Tedavinin ne durumda olduğunu, dişlerinizin konumlarındaki değişikliğin tespiti ve tedavinizin genel olarak nasıl gittiğini tespit edebilmek ve bir sonraki plağa geçişi uygulayabilmek için bu kontroller çok önemlidir. Unutmayın; invisalign tedavisinin başarılı olması için en az hekiminiz kadar sizin de tedavi süreçlerine uymanız ve sadık kalmanız etkili olacaktır.

Telsiz Ortodonti Tedavisinin Bana Sunduğu Avantajlar Neler?

Yazımızın genelinde braketsiz ortodonti tedavisinin avantajlarından ara ara bahsettik. Şimdi de bu avantajları bir bir sıralayarak telsiz ortodonti tedavisinin ne denli faydalı ve gelişmiş bir tedavi yöntemi olduğunu tekrar hatırlayalım:

·      Invisalign görünmezdir: Invisalign tedavisinin sunduğu belki de en büyük avantaj, görünmüyor olmasıdır. Invisalign plaklarınızı taktığınız zaman ne aileniz, ne dostlarınız, ne eşiniz ne de iş arkadaşlarınız ortodonti tedavisi gördüğünüzü anlamayacaktır. Özellikle geleneksel diş tellerinin oluşturduğu estetik yoksunu görüntü, telsiz ortodonti tedavisinde sizin için bir sorun olmaktan çıkacaktır.

·      Invisalign rahattır: Her ne kadar ilk etapta, ilk kez taktığınız invisalign plakları size ufak bir rahatsızlık verecek olsa da, zaman geçtikçe bu plaklara alışacak ve ağzınızda olduklarını bile hissetmeyecek noktaya geleceksiniz.

·      Çıkartılabilir ve yıkanabilirdir: Invisalign şeffaf plaklarının sunduğu bir diğer büyük avantaj da çıkartılabilir olmalarıdır. Böylece yemek yediğiniz zaman plaklarınızı çıkartabilir, ağız ve diş temizliğinizi içinize sinecek şekilde yaptıktan sonra plağı tekrar geri takabilirsiniz. Aynı şekilde çay, kahve ya da sigara tüketiminin akabinde sararabilecek olan şeffaf plağınızı yumuşak bir diş fırçası yardımı ile kolaylıkla temizleyebilirsiniz.

·      Ağrısız ve sancısızdır: Telsiz ortodonti tedavisinde kullanılan şeffaf plaklar, herhangi bir ağrıya ya da sızıya neden olmaz. Siz farkında bile olmadan fonksiyon gösteren bu plaklar, rahat bir tedavi süreci sonucunda istediğiniz güzellikte dişlere kavuşmanıza yardımcı olur.

·      Beslenme alışkanlıklarınızı sınırlamaz: Invisalign, geleneksel diş tellerinin aksine beslenme rejiminizde herhangi bir değişiklik yapmanıza ihtiyaç duymaz. Yemek yemeden önce çıkartabileceğiniz bu plaklar sayesinde dilediğiniz zaman dilediğiniz tüm yiyecekleri keyifle tüketmeniz mümkün olur.

Invisalign Tedavisinde Bunlara Dikkat!


Elbette invisalign tedavinizin sorunsuz ve başarılı bir şekilde sonuçlanması için sizin de bir birey olarak üstünüze düşen sorumlulukları yerine getirmeniz şart. Telsiz ortodonti tedavisi esnasında bilinçli bir hasta olarak şu noktalara dikkat etmeniz gerekiyor:

 

·      Invisalign yönteminin temel amacı, dişlere kuvvet uygulayarak onları istenen konuma getirmektir. Şeffaf plaklar da tam olarak bu amaca hizmet eder. Ancak belirtilen süre olan günde 20-22 saatlik süreyi doldurmadığınız takdirde arzu ettiğiniz başarıya ulaşmanız mümkün değildir. Bu yüzden de şeffaf plaklarınızı yalnızca yemek yemek ve dişlerinizi fırçalamak için çıkartmanız, günün geriye kalan kısımlarında da aralıksız takmanız gerekmektedir.

·      Plakların temizliği de invisalign tedavisi boyunca dikkat etmeniz gereken bir diğer unsurdur. Özellikle plakların sararmasına yol açabilecek olan çay, kahve ve sigara tüketimi sonrasında plaklarınızı düzenli olarak temizliyor olmanız çok önemlidir. Elbette tedavi boyunca bu zararlı maddeleri hiç tüketmemeniz de en ideal ve kökten çözüm olacaktır.

·      Daha önce de belirttiğimiz gibi telsiz ortodonti tedavisi süreci boyunca hekiminiz size hangi aralıklarla kontrol randevularınıza gelmeniz gerektiğini belirtecektir. Bu randevuları aksatmamanız ve yeni şeffaf plak dizisi için zamanında muayenesinde olmanız da tedavinin başarısını etkileyecek olan diğer bir faktör.

 

Invisalign, telsiz ortodonti yöntemi, ortodonti tedavileri arasında gelinen son teknoloji olarak karşımıza çıkmaktadır. Kusursuz bir gülümseme ve dümdüz, imrenilesi dişler için en ideal tedavi yöntemi olan invisalign ile hayallerinizdeki gülüşe kavuşmanız mümkün. Invisalign yaptıranlar, tedavi süresince tecrübe ettikleri konforu her daim vurgulamakla kalmıyor, elde ettikleri başarılı sonuçları gururla paylaşmaktan da çekinmiyorlar. Eğer siz de diş çapraşıklığınızı gidermek istiyorsanız ancak geleneksel metal telleri takmaktan çekiniyorsanız, bir an önce telsiz ortodonti tedavisine uygun bir aday olup olmadığınızı öğrenmenizde fayda vardır.

Telsiz ortodonti tedavisi ve şeffaf plak fiyatları hakkında bilgi almak için muayenemizle iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Hayalinizdeki o mükemmel dişler sadece bir telefon uzaklığınızda!

Diş Taşı Temizleme ve Faydaları

En profesyonel diş fırçasını, en kaliteli diş ipini ve uzmanların önerdiği o bir numaralı diş fırçasını kullansanız bile dişlerinizde diş taşı, diğer adı ile tartar birikme ihtimali her zaman var. Oluşan plaklar, dişlerinize yerleştikçe içinde bulunan bakteriler, dişin üzerinde arda kalan yemek artıkları üzerinden beslenmeye, ardından da dişleriniz için bir hayli zararlı olan asit üretmeye başlarlar. Bu plak zamanla sertleşerek diş taşına dönüşür ve bu diş taşını temizlemek, ilk oluşan bakteri plağını temizlemekten çok daha zordur. Pekiyi diş taşı nasıl oluşur, nasıl temizlenir ve diş taşı temizleme yöntemleri nelerdir? Hepsi bu yazımızda sizleri bekliyor.

Diş Taşı Nedir?

Diş taşı, daha yaygın adı ile de tartar, düzenli olarak dişlerini fırçalayan ve diş bakımını sürdüren kişilerin bile karşılaşabileceği bir durumdur. Ağızda biriken bakteri tabakası, protein ve yemekten sonra arda kalan gıda parçaları ile bir araya gelerek dişlerinizin üzerinde yapışkan bir plak oluşturur. Bu plak dişlerinizin tamamını kapladıktan sonra diş etlerinizin altına sızarak hem dişlerinize, hem de diş etlerinize zarar teşkil eden bakteri üretimine devam eder. Bu döngü sonucunda da tartar ya da diş taşı dediğimiz zararlı ve sert bir tabaka meydana gelmiş olur.

Tartar, az önce de bahsettiğimiz gibi dişlerin altında ve diş eti hattı boyunca oluşum gösterir. Sert ve gözenekli olan bu tabaka, çok ciddi diş eti hastalıklarına yol açabilir, bu yüzden de profesyonel bir diş hekimi yardımı ile diş taşı temizliği yapılması elzemdir.

Dişimde Diş Taşı (Tartar) Olduğunu Nasıl Anlarım?

Dişinizde diş taşı oluşumunun başladığını anlayabilmenin birden fazla yolu var. İlk olarak bu tartar plağı, tebeşir benzeri bir beyaz tabaka halinde, gözenekli bir şekilde dişleriniizn altında birikmeye başlayacaktır. Tartar, önlem alınmadıkça giderek koyulaşacak ve önce sarı, ardından da kahverengi tonlarını alacaktır. Özellikle sigara içiyorsanız, sıklıkla çay, kahve ya da şarap tüketiyorsanız, bu renk değişimi hızlanacak ve tartar tabakası daha da sertleşecektir. Diş etinin üzerinde konumlanan tartarı tespit etmek oldukça kolaydır. Bununla birlikte diş eti hattının altına yerleşen bir tartar tabakasını kendi imkanlarınızla tespit etmeniz mümkün olmayabilir. Bu yüzden de düzenli olarak dişçi kontrollerinizi gerçekleştirmeniz ve tartar dahil olmak üzere oluşabilecek diş ve ağız problemlerine karşı tetikte olmanız gerekmektedir.

Pekiyi diş taşı temizletme ve diş kökü düzenleme gibi bir tedaviye ihtiyaç duyacağınızı nasıl anlarsınız? Bunu da tespit etmenin yolları yok değil. Her şeyden önce belirtmekte fayda vardır ki herkes hayatının bir döneminde dişlerinde bakteri birikmesinden oluşan bir plak sıkıntısı yaşayabilmektedir. Ağzınızdaki tükürük bezlerinin, proteinlerin ve bakterilerin, ister istemez bir araya gelerek dişlerinizi kaplayan ince bir katman oluşturması oldukça olağandır. Öte yandan zamanlı ve doğru ağız ve diş bakımı yapılmadığı durumlarda bu katman, giderek sertleşerek istenmeyen tartar tabakasına dönüşebilir. Bu noktada diş taşı temizleme ve diş kökü düzenleme prosedürlerine ihtiyaç duyup duymadığınız, diş etlerinizin yapısına göre belirlenmektedir. Eğer sağlıklı diş etleriniz varsa, bahsettiğimiz bu bakteri tabakası dişin etrafına sıkıca toplanacak ve plak oluşumunu engelleyecektir. Öte yandan eğer ortaya bir diş eti hastalığı çıkmaya başlarsa, sıkılaşan bu tabaka gevşemeye ve dağılmaya başlayacaktır. Sağlıklı diş etleri, diş eti hattının yaklaşık 1-3 milimetre altından dişler ile birleşmektedir. Söz konusu diş eti enfeksiyonu olduğu zaman ise diş etlerinizdeki bu milimetrik cepler derinleşmeye başlar. Derinleşen cepler bakteri plağı ile dolarak tartar oluşumunu hızlandırır. Eğer hali hazırda 4 milimetre ve daha uzun diş ceplerine sahipseniz, diş hekiminiz tartar oluşumunu engellemek ve/veya durdurmak için size diş kökü planlaması ile birlikte diş taşı temizliği önerecektir.

Diş Taşının Zararları Nelerdir?

Diş taşının dişlere ve diş etine verebileceği zararlar oldukça ciddi diş ve ağız hastalıklarına yol açabilecek türdendir. Sürekli olarak ağızda hareket eden zararlı bakteri ve oluşumlar, dişlerin doğal yapısına zarar vererek diş sağlığınız için tehlikeli olan enfeksiyon ve iltihaplara yol açabilmektedir. Diş taşı, zamanında ve düzgün bir şekilde tedavi edilmediği zaman diş kaybına dahi yol açabilir. İşte tartarın bilinen zararlarından bazıları:

·      Dişleri fırçalamayı ve diş ipi kullanımını zorlaştırır: Sert ve yapışkan tartar plağı yüzünden dişlerinizi etkili ve verimi bir biçimde temizleyemez hale gelirsiniz.

·      Dişlerde çürüklerin oluşmasına yol açar: Sürekli olarak dişin minesini yiyen bakteriler, zamanla dişin üzerinde oyuk ve çürüklerin çıkmasına sebebiyet verebilir.

·      Diş eti hattında oluşan tartar tabakası, başta gingivit olmak üzere pek çok farklı progresif diş eti hastalığına sebep olur.

·      Diş ceplerinin de tartar ile enfekte olması durumunda dişlerinizi yerinde tutan dokuya ve kemiklere zarar verebilir.

·      Yapılan son araştırmalara göre tartarın içinde bulunan zararlı bakteriler, kalp hastalıkları da dahil olmak üzere pek çok ciddi kronik rahatsızlığa yol açabilmektedir.

Diş Taşı Temizletme Nedir, Nasıl Yapılır?

Her ne kadar diş taşı temizletme konusunda evde alabileceğiniz önlemler olsa da, tartar oluşumu başladığı andan itibaren tek çözüm, profesyonel bir diş hekiminden destek istemektir. Bazı hastalarda yetersiz ağız ve diş bakımından dolayı tartar tabakası oluşabilmekteyken bazılarında ise ağız bakımına gösterilen özenden bağımsız bir şekilde genetik olarak aşırı tartar birikmesi yaşanabilmektedir. Sebebi her ne olursa olsun, tartar ve diş taşı birikimi başladığı andan itibaren profesyonel yardım almakta fayda vardır.

Diş taşı temizletme işlemi, diş eti hattının arkasına kadar uzanabilen ve orada biriken bakteri plaklarını yok eden bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi, standart diş temizletme işleminden farklı olup, daha derinlemesine bir ağız temizliği yapılmasını gerektirir.

Diş taşı temizletmenin iki temel yöntemi vardır. Bunlardan bir tanesi, manuel dişçilik malzemeleri kullanarak yapılan diş taşı temizleme yöntemidir. Bu yöntemde özel metal tartar temizleme aparatı kullanılarak her bir dişinizdeki tartar plağı özenle kazınır ve temizlenir. Yine bu yöntemde kullanılan ince bir temizleme aparatı, diş fırçasının ulaşamadığı diş eti hattına yerleştirilerek derinlemesine temizlik yapılmasını sağlar. Bu yönteme alternatif olan bir diğer diş taşı temizleme tekniği de kök düzenlemesidir. Kök düzenlemesi, diş kökünün yüzeyine kadar inen ve yapılabilecek en derin temizliğin yapılmasını sağlayan bir yöntem olarak bilinmektedir. Diş taşı temizliği ile benzer aparat ve tekniklerin kullanıldığı bu temizleme yönteminde kökün yüzeyi pürüzsüzleştirilir ve diş kökü dahil ağız çerçevesinin tamamı tartar tabakasından arındırılmış olur.

Diş Taşı Temizliği Seansı Sonrası Beni Ne Bekliyor?

Diş taşı temizliği sonrası hassasiyet yaşamanız oldukça normal ve olağandır. Tartar temizliği seansı sırasında, özellikle hassas diş etleriniz varsa, kendinizi bir miktar rahatsız hissedebilirsiniz. Bu gibi durumlarda diş hekiminiz size lokal anestezi uygulamayı teklif edebilir. Özellikle diş eti dokunuzu uyuşturmaya yönelik olan bu lokal anestezi sayesinde işlem sırasında kendinizi çok daha konforlu hissetmeniz mümkündür. Bununla birlikte belirtmekte fayda vardır ki diş taşı temizliği, tek seanstan ziyade birkaç seansta tamamlanabilmektedir, bu yüzden de bu işlem için dişçinize birkaç ziyaret yapma konusunda kendinizi hazırlamanız gerekir. Kapsamlı ve derinlemesine bir temizlik işlemi olduğu için tartar temizliği, her seansta ağzın başka bir bölümünü tamamlayacak şekilde planlanmaktadır. İşlem boyunca diş hekiminiz size özel bir ağız temizleme suyu yazabilir, bununla birlikte ağız ve diş bakımınız konusunda size uyulması gereken talimatlar verebilir. Diş taşı temizliği tedavinizin başarı ile sonuçlanmasını istiyorsanız, hekiminizin süreç boyunca sizlere vereceği talimatlara harfi harfine uymanız şarttır. Seanslarınız bittikten ve temizletme sürecinin tamamlandıktan sonra dişlerinizde büyük ölçüde hafifleme, parlaklık, pürüzsüzlük ve temizlik hissedeceksiniz. Bu temizlik hissinin olabildiğince uzun sürmesi için diş taşı temizliğinden sonra da ağız ve diş bakımınızı aksatmadan gerçekleştirmeniz gerekmektedir.

Diş Taşı Oluşumunu Nasıl Engelleyebilirim?

Elbette sizin de diş taşı ve tartar oluşumunun önüne geçmek için kendi başınıza alabileceğiniz önlemler yok değil. Sağlıklı ve tartarsız bir ağız için atmanız gereken başlıca adımlar şu şekilde:

·      Dişlerinizi her gün, düzenli olarak, günde iki kere, en az 2 dakikalık süre ile fırçalayın.

·      Yumuşak kılları olan ve ağzınıza girebilecek küçüklükte bir diş fırçası kullanın.

·      Eğer hali hazırda tartar oluşumu ile ilgili şikayetiniz varsa manuel diş fırçalarının aksine elektronik diş fırçası kullanmayı tercih edin.

·      Tartar oluşumunu engelleyen diş macunu seçin.

·      Düzenli olarak – mümkünse her öğünden sonra – diş ipi kullanın.

·      Ağzınızı her gün özel ağız çalkalama suları ile çalkalayın. Çalkaladıktan sonra en az yarım saat hiçbir şey tüketmeyin.

·      Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin; şekerli ve asitli yiyeceklerden uzak durun.

·      Her yemekten sonra bolca su içmeye dikkat edin.

·      Sigara kullanmayın; kullanıyorsanız bir an önce bırakabilmenin yollarına başvurun.

·      Alkolü bırakın ya da azaltın.

 

Unutmayın; tartar oluşumu başladığı andan itibaren bu sorundan kurtulmanın tek çözümü, diş hekimine başvurarak diş taşı temizleme seanslarına başlamaktadır; maalesef evde uygulayacağınız hiçbir doğal yöntem, dişinizde birikmekte olan tartardan kurtulmanıza yardımcı olamayacaktır. Dişinizde tartar oluşmamış olsa dahi daha büyük sorunlarla karşılaşmayı önlemek adına 6 ayda bir dişçi kontrollerinizi ihmal etmemeye özen gösterin.

Tek Diş İmplant Tedavisi

Diş hekimliği ne kadar gelişmiş olursa olsun; her yıl milyonlarca insan diş kaybına uğramaktan kaçamıyor. Bu diş kayıplarının büyük bir kısmı diş çürüğünden, periodontal hastalıklardan ya da dişlere alınan travmalardan dolayı meydana geliyor. Yıllarca bu tip durumların tek tedavisi köprü ve protez diş iken gelişen teknoloji ve ilerleyen dişçilik bilimi sayesinde yenilikçi ve modern bir alternatif bulunmuş durumda: İmplantlar. İmplant tedavisi takma diş seti gibi çoklu halde yapılabileceği gibi belirli bir dişe tek başına da yapılabilir. Tek diş implant tedavisi hakkında bilmeniz gereken her şeyi bu yazımızda öğreneceksiniz.

İmplant Nedir?

Diş implantı, en temel tabir ile diş kökünün yerini alan bir diş apareyi olarak tanımlanabilir. İmplantlar sabit ya da çıkartılabilir bir diş için sağlam bir temel oluşturma görevi görürler. Bu sabit ya da çıkartılabilir diş ise size özel olarak, ağız ve diş yapınız ile birebir uyumlu olacak şekilde tasarlanarak üretilmektedir.

 

Tek Diş İmplant Nedir?

Şimdiye kadar bahsettiğimiz implantlar, genellikle birden fazla dişini kaybetmiş hastalar için çoklu olarak uygulanan implantlar olarak karşımıza çıkar. Bununla birlikte gerekli görüldüğü yerde yalnızca tek diş implant tedavisi almak da mümkündür. Pekiyi bir hasta neden tek diş implanta gerek duyar? Bunun pek çok farklı sebebi ile karşılaşmak mümkün. Örneğin kişi, zorlu bir diş çürüğünden sonra dişini kaybetmek durumunda kalabilir. Bu gibi durumlarda hem estetik hem fonksiyonel açıdan çıkartılan o diş yerine tek diş implant tedavisi uygulanması uygun görülebilir. Bir diğer örnek, bir sporcunun ağzına aldığı şiddetli bir darbe olabilir. Herhangi bir spor müsabakası sonucunda kişi, ağzına aldığı darbe sonucu dişini kaybedebilir. Her ne kadar bu durumda öncelikli tedavi, orijinal dişi yerine takabilmek olsa da, bu her zaman mümkün olamamaktadır. Yine estetik ve fonksiyonellik açısından bu duruma alternatif olan tek diş implant tedavisi, sporcunun etkili bir tedavi süreci sonrasında düşen dişinin yerine yeni bir diş sahibi olması mümkündür. Tek diş implant tedavisi, tek bir dişini kaybetmiş hastalar için en etkili, en modern ve en gelişmiş tedavi yöntemi olarak bilinmektedir.

 

Tek Diş İmplant Tedavisinin Avantajları Nelerdir?

Eğer bir dişiniz eksikse, kesinlikle tek diş implant tedavisine başvurmanız önerilmektedir. Özellikle protez diş ya da köprü ile kıyaslandığında tek diş implant tedavisinin pek çok avantajını saymak mümkündür. İşte o avantajlardan bazıları:

 

·      Tek diş implant, doğal dişiniz gibi görünür ve fonksiyon gösterir.

 

·      Tek diş implant, komşu dişlerin yapısına ve sağlığına zarar vermeden tek bir dişteki sorunu kökten halleder.

 

·      Diş kökü yerine geçeceği için tek diş implant çok daha sağlam ve kalıcı olur.

 

·      Uzun vadede tek bir implant, özellikle köprüye nazaran bakımı ve temizliği daha kolay olan bir tedavi yöntemidir.

 

·      Orijinal dişlerinizin yapısında ve renginde olacağı için tek diş implant, estetik açıdan kusursuza yakın bir görüntü saplar.

 

·      Çene kemiğine yerleştirilen tek diş implant kemik yapınızı da dolaylı yoldan sağlamlaştırmanıza vesile olur.

 

Elbette tek diş implantın avantajları bunlarla sınırlı değil; tek diş implant yaptıranlar, tedavi sonrasında yaşadıkları süreci paylaştıklarında uzun vadede pek çok faydasını da gördüğünü belirtmekten geri kalmıyor. Avantajlı olması bir kenara dursun; tek diş implant tedavisi söz konusu tek diş kaybı olduğu zaman günümüzün en modern ve en işlevsel tedavisi olarak nam yapmış durumda.

 

Tek Diş İmplant Nasıl Yapılır, Ne Kadar Sürer?

Tek diş implant yapımı hakkında merak duyanlar, genellikle tek diş implant nasıl yapılır ve tek diş implant ne kadar sürer sorularının cevabı arayışında olmaktadırlar. Öncelikle tek diş implant tedavisi esnasında kullanılan malzemeleri öğrenmekte fayda var. Tek diş implantlarda implantın kendisi, genellikle titanyumdan imal edilmektedir. Yeni dişi yerinde tutan destek direği de aynı şekilde titanyumdan yapılır. İmplant vidasının üzerine yerleştirilecek olan kuron ise duruma göre farklı malzemelerden üretilebilmektedir. Örneğin, ağzın ön tarafına doğru yerleştirilecek bir tek diş implant söz konusu ise estetik açıdan seramik ya da porselen malzeme seçilir. Bu malzeme, doğala en yakın görüntüyü veren malzeme olarak bilinir. Öte yandan ağzın daha arka kısımlarında kalan dişler için bazı durumlarda metal bir kuron tercih edilebilir. Her ne kadar tek diş implant tedavisinde metal kuronlar artık pek fazla tercih edilmese de, sert ve dayanıklı olduğu için özel durumlarda diş hekiminin insiyatifine göre kullanılabilmektedir.

 

Tek diş implant nasıl yapılır sorusunun cevabına gelmeden önce bilmeniz gereken bir diğer nokta da tek diş implant çeşitleridir. Tedaviye başlamadan önce diş hekiminin önünde iki adet tek diş implant yapımı tekniği vardır: Kemik zarı içi implantlar ve kemik zarı dışı implantlar. Kemik zarı içi implantlar, aynı zamanda endosteal implantlar olarak bilinir. Bu yöntemde implant, doğrudan çene kemiğine yerleştirilir. Çene kemiğinde açılan ufak bir delik sonucu implant, maksimum destek alabilmek için doğrudan kemiğe yerleştirilmiş olur. Bu yöntem, istisnai durumlarda aksi gerekmedikçe tek diş implant tedavilerinde kullanılan birincil yöntemdir. İkinci durumda ise, yani subperiosteal implantlarda, çene kemiği çoğunlukla implantı barındıramayacak durumdadır. Kemikler yeterince güçlü olmamakla birlikte fazlaca sığ olabilir. Bu gibi durumlarda implant, kemiğin üstüne yerleştirilir ve tedaviye oradan devam edilir. Hangi tek diş implant tekniğinin sizin için daha doğru olacağını elbette diş hekiminiz belirleyecektir.

 

Şimdi de gelin, tek diş implant tedavisinin aşamalarına yakından bakalım:

 

Aşama 1: Birinci aşamada implantın çene kemiğine yerleştirilmesi gerçekleşir. Lokal anestezinin akabinde diş hekimi, çene kemiğinin uygun yerine özel bir aparey yardımı ile ufak bir delik açar. Bu deliğe implantı yerleştirdikten sonra bölgede hafif bir şişkinlik ve ağrı oluşması oldukça normaldir.

 

Aşama 2: Hasta, implant yerleştirildikten sonra “osseointegrasyon” sürecine girer. Bu süreçte implant ve çene kemiği birbiri ile harmanlanacak, tek parça haline gelecek ve vücut, implantı benimsemeyi öğrenecektir. Bu süreç 2 ila 6 arasında sürebilmektedir. Süreç boyunca diş hekiminin önermiş olduğu gıda listesinden beslenmeli, aşırı sıcak ya da aşırı soğuk gıdalardan kaçınılmalı ve ayarlanan kontrollere aksatılmadan gelinmelidir.

 

Aşama 3: Osseointegrasyon süreci tamamlandıktan sonra sıra, implantın üzerine kuronun, yani yapay dişin yerleştirilmesine gelir. Kuron yerleştirilmeden önce diş eti dokusu temizlenir ve diş eti şekillendirici bir iyileşme başlığı takılır. Bu iyileşme başlığı, doğal dişlerde olduğu gibi, yapay dişin gerçek diş etinden çıkıyormuş gibi görünmesine vesile olacaktır. Bu da tek diş implantını bu kadar doğal yapan en önemli detaylardan bir tanesidir.

 

Aşama 4: İmplantın üzerinde diş eti asgari düzeyde kesilir, iyileşme başlığı implantın üzerine vidalanır ve diş etinin şekillenmesi için 4 ila 10 gün kadar bir süre beklemeye alınır.

 

Aşama 5: İyileşme başlığının implant üzerinde kalması gereken süre tamamlandıktan sonra başlık çıkartılır ve dişin ölçüsü alınır. Diş ölçüsünün alınmasının akabinde dişin üretilmesi de yaklaşık 1 hafta kadar almaktadır.

 

Aşama 6: Yapay diş tasarlandıktan ve üretimden çıktıktan sonra hastanın implantı üzerine yerleştirilir. Bu yerleştirme işlemi, tıpkı bir vida tıpası gibi gerçekleştirilir. Son kontroller yapıldıktan ve diş olması gereken yere oturtulduktan sonra tek diş implant tedavi süreci tamamlanmış olur.

 

Bu aşamalardan da anlayacağınız üzere tek diş implant tedavisi, oldukça kapsamlı ve sistematik işleyen bir süreçtir. Tek diş implant ne kadar sürer sorusunun cevabı ise yaklaşık 6-6,5 ay kadardır. Elbette bu süre, hastanın tedaviye verdiği reaksiyonu, dişin yapı ve durumuna, vücudun implanta karşı verdiği tepkiye ve benzeri daha pek çok faktöre göre farklılık gösterebilmektedir. Süreç boyunca en önemli nokta, hekimin verdiği talimat ve önerilere uyarak tedavinin başarılı geçmesi için hastanın üstüne düşenleri yapmasıdır.

 

Tek Diş İmplant Tedavisi Sonrası…

Elbette tek diş implant cerrahisi kadar önemli olan bir diğer nokta da tedavi sonrası bakımdır. Tek diş implant tedavisinin akabinde hastanın izleyeceği iyileşme süreci, tedavinin nihai başarısını etkilemektedir. Şimdi tek diş implant ameliyatı sonrasında hastanın bakımı nasıl olmalı, yakından bakalım:

 

·      Her bir aşamada, her bir işlem sonrasında oluşabilecek ağrı ya da sızı için doktorunuz size bir ağrı kesici tavsiye edecektir; bu ağrı kesicileri zamanında ve uygun dozda almayı ihmal etmeyin.

 

·      Cerrahi işlem uygulayan hekiminizin tüm tedavi sonrası bakım talimatlarına harfiyen uyun.

 

·      İmplantınız takıldıktan sonra ağız ve diş bakımınıza düzenli bir şekilde devam edin; günde 2 kere dişlerinizi 2’şer dakika fırçalayın, diş ipi kullanın ve ağzınızı günde en az 1 kere özel temizleme suları yardımıyla fırçalayın.

 

·      Hekiminizin belirlemiş olduğu kontrol randevularınızı aksatmayın.

 

·      İmplantlarınızda herhangi beklenmedik bir ağrı, sızı, batma, acı ya da oynama hissettiğiniz anda diş hekiminize ulaşın.

 

Unutmayın; tek diş implant tedavisi, tek diş kaybı söz konusu olduğunda en sağlıklı, en modern ve en gelişmiş tedavi alternatifi olarak bilinmektedir. Bununla birlikte özellikle çürüklerden doğan diş kaybını önlemek ve implant tedavisine ihtiyaç duymamak için ağız ve diş bakımınıza gereken özeni göstermeniz de çok önemlidir. Sağlıklı günler dileğimizle!

1 2 3 4